Category: KISA SAĞLIK NOTLARI

2 Ayda 10 Kilo Verdiren Günlük Yemek Düzeni

Merhaba!

Bu serinin ilk yazısından sonra farkettim ki bu yemek planını okuyan kişiye çok zor gelecek. Hububat (tahıl) yok, baklagil yok, meyva yok, bazı sebzeler yok, nişasta yok, şeker yok, süt ve süt ürünleri yok, yok da yok… Kişinin gözü korkacak ve ‘Ben bunu yapamam’ diyecek. Bu yeme düzenini özel diyet isimleri ile yazmak gerekirse Gluten free (Glutensiz), Grain Free (tahılsız), Paleo, Süt ve ürünleri olmayan Keto denebilir ama bunlardan sadece birine ait olmadığı için size şu ‘….’ özel diyet diyemiyorum. Bence pek önemi de yok.

Bugün size bana 2 ayda 10 kilo verdiren yemek düzenini değişik bir bakış açısı ile yazmak istedim. Yazıyı sonuna kadar okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacak ve ‘Aaaa bumuymuş? O kadar da kötü değilmiş canım, ben bunu yapabilirim’ diyeceksiniz 😊

Size sabah, öğlen ve akşam genel olarak nasıl yemek hazırlayacağınızı anlatacağım. Tabii aradaki atıştırmalar konusunda da bilgilendireceğim. Farkettiniz değil mi? Bu yemek sisteminde kesinlikle aç kalmak yok, hatta YASAK. Amaç kan şekerini stabil tutmak:kan şekerinde aşırı iniş çıkışlar olmasını engellemek. Bu da düzenli yemek ya da atıştırmalıklar yemekten geçiyor. Başlangıçta daha sık yeme ihtiyacınız olabilir, bunu kısıtlamayın. Zamanla bu azalacak. Kendimden biliyorum. Başlangıçta 3 öğün ve 4 atıştırma=ara öğün şimdi 3 öğün ve 1 atıştırmaya indi.

Bundan sonraki blog yazımda ise bir haftalık yemek menüsü vereceğim. Bundaki amaç genel olarak nasıl bir yeme düzeni var, bunu anlamak. Bu menü size bir yol gösterici olacak. Menüdeki tariflerin bazıları bloğumun İngilizce bölümünde yer alıyor. Bunları zaman içinde Türkçe’ye de çevireceğim, merak etmeyin.

Eveeet gelelim yemek düzenine. 3 adımda yemek hazır. Öncelikle birkaç konuyu belirtelim, buna göre yeme planınızı kendinize göre düzenlersiniz. Ayrıca lütfen yazının sonundaki önemli notlar bölümünü okuyun.

1-Bu yeme planında amaç vücudu kendine zarar veren, yaramayan yiyeceklerden arındırıp iyileştirmek. Vücut iyileştikçe fazlalıklardan kurtulacak yani kilo vereceksiniz. Buna göre tercihlerinizi yapacaksınız. Örnek:Ben biliyorum ki süt ve süt ürünlerini her ne kadar çok seviyor olsam da onlar beni hiiiç sevmiyor 😢 Hemen sinüslerim dolup, vücudum mukosa yapmaya ve beni rahatsız etmeye başlıyor. O yüzden ben bunları yemeye ara verdim. Size tavsiyem internetten ‘Kan Gruplarına Göre Yemek’ ile ilgili yazıları bulup, kendi kan grubunuzu okuyun. Bu genel olarak hangi yemek gruplarının size yarayıp yaramadığı konusunda yol gösterecektir. Amerikalı doktor Peter James D’Adamo’nun yazılarını bulup okumanızı tavsiye ederim. Türkçe ve İngilizce kaynaklar var internette.

2-Yediğiniz et, süt, süt ürünleri, sebze ve meyvaların en kaliteli olmasına: organik, genetiği değiştirilmemiş, hormon verilmemiş (et ürünleri) olmasına dikkat edin.

3-Ekmek konusunda eğer 100% SİYEZ unundan olmayacaksa ve glutene karşı ALERJİyi bırakın birazcık olsa bile HASSASİYETiniz varsa yememenizde FAYDA VAR. Onun yerine eğer sizde şişkinlik, hazımsızlık yapmıyorsa baklagillerden yapılan ekmek (örn:mercimek ekmeği) veya badem unu, hindistan cevizi unu gibi unlardan ekmek yiyebilirsiniz. Benim bloğumda ve internetteki başka bloglarda, İngilizce veya Türkçe tarifler bulabilirsiniz.

4-Yararlı yağlardan korkmayın. Hatta aç kalmamak için bunları ihtiyaç hissettikçe yiyin. Yararlı yağlar derken kavrulmamış taze kuruyemiş, avocado, hindistan cevizi veya kuruyemiş ezmesi (badem ezmesi gibi-şekersiz) yağlardan bahsediyorum. Bunlar sizin tok hissetmenizi sağlayacak ve dozunda yerseniz kilo aldırmaz. Bir oturuşta bir avuç kuruyemiş değil iki yemek kaşığı kuruyemiş yemekten bahsediyorum 😉.

5-Tabağınızdaki protein (et, tavuk, hindi vs) bir avuç içi büyüklüğünde, balık ise el büyüklüğünde olup geri kalanını yeşillik ve sebzelerle doldurmaya çalışın. Sebzeler kök sebzelerden (patates, havuç, tatlı kabakgiller vs) ziyade karbonhidrat ve şekeri düşük sebzeler (yeşil kabak, lahana, brokoli, karnıbahar, mantar vs) olsun.

6-Şeker ve şekere dönüşen karbonhidrat, nişasta, hamur işleri vs bırakınca önce bir hafifleme, karnınızda rahatlama hissetmeye başlayıp sonra zayıfladığınızı göreceksiniz. Hiç mi karbonhidrat yemeyeceğim diye soruyorsanız yediğiniz bütün yeşillikler ve sebzeler vücudunuzun ihtiyacı olanı size sağlıyor aslında. İdeal, sağlıklı kilonuza ve sağlığınıza ulaştıktan sonra haftada birkaç gün istediğiniz yiyecekleri rahatlıkla yiyebileceksiniz.

KAHVALTI:

1-En sevdiğiniz proteini seçin: Yumurta, peynir, et çeşidi (kıyma, pastırma, kahvaltılık kavurma vbg) seçin.

2- Bir sebze (ıspanak, kabak, enginar vs.) veya

yeşillik (maydanoz, roka, dereotu vs) veya

eğer yiyecekseniz 1 DİLİM ekmek (glutensiz olmasını tavsiye ederim) seçin.

3- Hangi yağı kullanacağınıza karar verin. Örn:zeytinyağı, fındık yağı, hindistan cevizi yağı, kullanıyorsanız gerçek, saf tereyağ vs

Örnek Kahvaltı:

-Yağda biraz kavrulmuş ıspanak ve enginar parçaları üzerine kırılmış iki yumurta

-Limon suyu, zeytinyağı ve pembe tuz (Himalaya) veya kaliteli deniz tuzu ile lezzetlendirilmiş bol maydanoz, yanına suda bekletilmiş 1-2 yemek kaşığı ceviz veya badem (Ekmeğe gerek kalmadı değil mi?)

ÖĞLEN YEMEĞİ:

1- Büyük bir salata (2-4 su bardağı dolusu) yarım avokado

2-İstediğiniz bir protein (tavuk, et, balık (somon, sardalya) vs)

3-Salataya zeytinyağı

Örnek Öğle Yemeği:

-İnce doğranmış soğan, salatalık, yarım avokado, roka ve ıspanaktan oluşan salata

-Fırında pişmiş tavuk

-Salataya zeytinyağ, pembe veya deniz tuzu ve limon suyu ya da ev yapmı elma sirkesi.

AKŞAM YEMEĞİ:

1- Proteininizi seçin. (Dana eti, kuzu eti, Somon balığı vs)

2- Sebzelerinizi seçin (brokoli, karnıbahar, kuşkonmaz vs )

3- Zeytinyağı, tereyağı vs

Örnek Akşam Yemeği :

– Fırında somon balığı. Balığı tuz ve limon ile avun. Üzerine sadece yağ gezdirin veya toz kırmızı biber, karabiber, zerdeçal gibi baharatlar serpip fırın tepsisine yerleştirip fırında pişirin.

-Sebzeleri balığın yanına yerleştirip biraz yağ ve tuzlayarak pişirebilirsiniz ya da buharda pişirdikten sonra zeytinyağ, limon ve tuz ile servis yapabilirsiniz. Ben kolaylık olsun diye hepsini aynı tepside pişirip afiyetle yiyorum.

ARA ÖĞÜNLER / ATIŞTIRMALAR:

Ana öğün yemeğinizi yedikten 1.5-2 saat sonra eğer

1-İhtiyaç hissederseniz örn: enerji düşüşü olduysa

2-Acıkırsanız

3-Kan şekeriniz düşerse

yararlı birşeyler atıştırmanızda fayda var. Bunlar:

-Suda bekletilmiş (böylelikle hazmı kolaylaşır) ve kavrulmamış kuruyemiş (iki yemek kaşığı kadar)

-Şekersiz kuruyemiş ezmesi örn:badem ezmesi yanında kereviz sapı

-Yağ, limon ve tuzlu yarım avokado, salatalık

-Haşlanmış yumurta

-Bitki çayı, dokunmuyorsa organik kahve

gibi yiyecekler olabilir. Bunların bir veya birkaçının kombinasyonunu yiyebilirsiniz.

Örnek Atıştırmalıklar:

-Yeşil çay ve suda bekletilmiş 2 yemek kaşığı ceviz

-Badem unu ve steviadan yapılmış kurabiye

-Badem unundan veya başka glutensiz bir undan yapılmış tuzlu kurabiye yanında küçük bir parça peynir

ÖNEMLİ NOTLAR:

1-Bu yeme düzeni kan şekerinizi düşürecek. Vücudunuza dışarıdan şeker ya da şekere dönüşen yiyecek girmeyeceği için birkaç gün içinde kan şekerinizin düşmeye başladığını göreceksiniz. Size tavsiyem sabahları açlık kan şekerinizi ölçmeniz ve şeker seviyenizi takip etmeniz. Bu güzel birşey ancak eğer şeker hastalığınız varsa doktorunuzu bu yeme sisteminden haberdar edin. Şekerinizin seviyesi düşeceği için şeker ilacı alıyorsanız doktor kontrolü gerekli.

2-Kan şekerini stabil tutmak için protein ağırlıklı atıştırmalar ile dengeyi sağlamaya çalışacağız. Protein derken sadece et ürünleri düşünmeyin. Kuruyemişler, yiyecekseniz yoğurt, ayran, peynir veya kefir de protein kategorisine giriyor.

3- Kan grubunuza göre yemek konusunu araştırın bence. Sonra okuduklarınızı değerlendirin. Örneğin ‘0’ kan grubuna buğday ve ürünleri ya da gluten yaramıyor. Doğru mu? Kendime bakıyorum, Evet. Hemen karnımda bir şişme, genel olarak bir ağırlık hissi, bazen çok yersem uyku hali hissediyorum. Göbeğim hemen çıkmaya başlıyor. Siz de bunun gibi size yararı olmayan yiyecekleri öğrenince kendinizi dinleyin, vücudunuzun verdiği işaretlere bakın. Her zaman anlamak mümkün değil. Bazen o yiyeceği bir süre yemeyip farkı görünce anlaşılabiliyor.

4- Sebzeleri yerken çok renkli ve çeşitli, mevsiminde yetişenleri düşünün. Devamlı aynı sebzeleri yemeyin. Et konusunda da çeşitliliğe gidin. Tabii ki bütçe önemli ama yukarıda da belirttiğim gibi et ürünlerinin miktarı fazla değil sadece yeteri kadar yiyeceğiz ve tabağımızın kalanı taze yeşillik, sebzeler ve kuruyemiş/avokado gibi besin dolu yiyeceklerle dolacak.

5-Eğer fazla kilo problemi, şeker hastalığı ya da kanser hastalığı söz konusu değilse meyva yiyebilirsiniz. Ama eğer bunlar söz konusu ise yüksek şeker içeriğinden dolayı meyvadan uzak durmanızı, çok istiyorsanız yanında protein ile (yani kuruyemiş, yoğurt gibi) yemenizi böylece ani şeker yükselmesi ve sonrasında düşüşü yaşamanızı engellemeye çalışın. Ayrıca bildiğiniz gibi şeker kanseri besliyor. Bu şeker vitamin, mineral ve lif bakımından zengin ve yararlı olan meyva olsa bile şeker şekerdir maalesef ve düşmanı/kanseri besler. Tabii bu durumda sadece meyva değil, bütün şeker, şekerli yiyecekler ve şekere dönüşen yiyeceklerden (patates, hamur işleri, pilav, nişastalar vbg) uzak durmakta fayda var.

6-MUTLULUK ÇOK ÖNEMLİ. STRES OLMAMAK ÇOK ÖNEMLİ. Eğer bu yeme düzeni size başlangıçta zor gelecekse, çok sevdiğiniz yemekleri bırakmak istemeyecekseniz şu taktikleri deneyebilirsiniz:

-Tüm yeme kurallarına uyarsınız ama kendinize haftada bir ÖĞÜN verip istediğinizi yersiniz VEYA

– Yavaş yavaş başlarsınız. İlk hafta sadece akşam yemeğinin tarzını değiştirirsiniz. İkinci hafta buna sabah kahvaltısını eklersiniz. Üçüncü hafta öğle yemeğini ve dördüncü hafta atıştırmaları değiştirerek bir ayda tam yeme sistemine geçersiniz. Bunu kendi istediğiniz sırada da yapabilirsiniz. VEYA

-Haftanın örneğin iki günü ile böyle yemeğe başlar sonra hazır hissettikçe gün sayısını arttırırsınız. VEYA

-Başlangıçta kendi yeme sisteminizden hiçbirşey eksiltmezsiniz ama yararlı yiyecekleri eklersiniz. Örneğin yeşillik az mı yiyorsunuz? Sebze yeterli yiyor musunuz? Gün içinde susuzluğunuzu tatmin edecek kadar su içiyor musunuz? Yeterince et ürünleri yiyor musunuz? Bunları gözden geçirip hangisini arttırmanız gerekiyorsa o veya onları günlük veya haftalık yeme düzeninize ekleyin. Örneğin diyelim ki et ve yeşillik yeterli yemediğinizi gözlemlediniz. Bunun için haftada en az 3 gün et veya balık ve her gün muhakkak 1 tabak salata yemeyi hedefleyebilirsiniz. Göreceksiniz zaman içinde bunları ekledikçe size yaramayan şeyleri çıkarmak durumunda kalacaksınız.

7-HAREKET ÇOK ÖNEMLİ. Bu her saatte bir oturur vaziyetten kalkıp birkaç dakika hareket etmek, 10-15 dakikalık esneme hareketleri yapmak, 20 dakikalık yürüyüşe çıkmak, müziği açıp şarkı söyleyerek hoplaya zıplaya dans etmek vbg. Maalesef günümüzde herkesin egzersiz yapmamak için mazeretleri var. Hava soğuk, işim çok, vaktim yok, spor salonu kapalı, bana yoldaş olacak kimse yok vs vs. Kendinize ayıracağınız 30 dakikalık hareket zamanı, ya da egzersiz SİZİN İÇİN. SAĞLIĞINIZ İÇİN. KALİTELİ YAŞAMINIZ İÇİN. Sizi sizden başka kimse sağlıklı kılamaz. Önce siz KENDİNİZE DEĞER VEReceksiniz. Kendinize bakacaksınız ki BAKIMA MUHTAÇ OLMAyacaksınız.

7-Ben doktorumun bana vermiş olduğu bu yeme sistemini sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü faydasını gördüm. Önceden de belirttiğim gibi benim kan grubuma göre (0), kan şekerimi düşürüp stabil tutmak, kilo vermek, vücudumdaki fazla mukosadan kurtulmak ve enfeksiyonu kurutmak için yani kısaca sağlığıma kavuşmak için yapılan bir plan. Umarım size de ilham olur.

Yukarıda sizinle paylaştığım şeyleri maalesef belli bir yaşa geldikten ve bazı hastalıklara maruz kaldıktan sonra anladım. Ama HİÇBİRŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL. İnsan vücudu öyle bir mucize ki, hayatta kalmak ve sağlığına kavuşmak için herşeyi yapıyor ve yapmaya hazır. Azimle kaybolan sağlığımızı geri kazanabilir ve daha ötesine geçebiliriz. Yeter ki biz ona biraz destekte bulunalım. Hiç unutmuyorum, birkaç yıl evvel gittiğim spor kulübündeki yoga hocası ile konuşuyordum. Kendisi 55 yaşın üzerindeydi.Konuşmamız sırasında bana yogaya nasıl başladığını anlattı. 40 yaşında kendi yaşıtları evde oturup dizi filmleri seyredip bütün gün evde oturmaya başlamışken o bunu istememiş ve dizi seyretmektense 1-2 saat yoga yaparak vaktini geçirmeyi tercih etmiş. Sonra bunu kendine meslek edinmiş. Şimdi bize ders veriyor ve onun yaptığı hareketleri ben yapamıyorum. Neymiş? HİÇBİRŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL.

ÖNCE SİZ İNANIN YAPABİLECEĞİNİZE.

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN, POZİTİF OLUN.

SADECE SİZ İSTERSENİZ GEREKEN GAYRETİ GÖSTERİP YAPARSINIZ.

KENDİNİZE HER BAŞARDIĞINIZ EN UFAK BİRŞEY İÇİN BİLE KREDİ VERİN, KENDİNİZİ KUTLAYIN VE BU ADIMLARI HEDEFİNİZE DOĞRU ARTTIRIN.

•Bu yazımda kaynak olarak Miriam Kalamian’ın Ketojenik diyet ile ilgili kitabından yararlandım.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Doğal Yolları

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler:

  • Meyvalar: Elma, portakal, limon, kivi, yaban mersini, ahududu, karaböğürtlen, çilek, greyfurt
  • Sebzeler: Biber, brokoli, ıspanak, domates, karnıbahar, koyu yeşil yapraklı yeşillik ve sebzeler, sarımsak, soğan
  • Yemişler: Badem, ceviz, antepfıstığı, fındık, Brezilya fındığı (Kavrulmamış ya da taze kavrulmuşunu tavsiye ederim)
  • Proteinler: Otla beslenen sığır eti, deniz (çiftlikte yetişmemiş) balıkları, serbest gezinen tavuk eti ve yumurtası, yoğurt, baklagiller, kemik suyu
  • Tohumlar: Keten tohumu, ayçekirdeği, chia tohumu
  • Tam Tahıllar: Bulgur, kinoa, kahverengi pirinç, yulaf, arpa, karabuğday (Gluten alerjisi ya da hassasiyeti olanların gluten içeren tahıllar kullanmamasını tavsiye ederim. Eğer genel olarak tahılların hazmı zor ise ve kan şekerinizi negatif etkiliyorsa yemenizi tavsiye etmem.)
  • Yağlar: Zeytinyağı, avokado yağı, katıksız fındık yağı, hindistan cevizi yağı, otla beslenen inek sütünden yapılan tereyağı veya ghee denen içindeki laktoz alınmış saf tereyağı
  • C vitamini içeren besinler
  • Beta karoten besinler: Havuç, tatlı patates
  • Probiyotik besinler: Lahana turşusu ve diğer fermente edilmiş sebze turşuları, kefir, yoğurt, kombucha, doğal elma sirkesi
  • Prebiyotik besinler:sarımsak, soğan, turp, pırasa, kuşkonmaz, yer elması, domates

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Yaşam Tarzı Değişiklikleri:

  • Egzersiz ( Lütfen linkteki 9. maddeyi okuyun)
  • Stres yönetimi  ( Lütfen linkteki 4. maddeyi okuyun)
  • Uyku  ( Lütfen linkteki 8. maddeyi okuyun)
  • Alkol tüketiminin azaltılması
  • Şeker ve Rafine Nişasta tüketiminin azaltılması
  • Mikrobiomu desteklemek için fermente gıda tüketimi ( Lütfen linkteki 6. maddeyi okuyun)
  • Yeterli sıvı tüketimi
  • Yeterli Protein tüketimi

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Bitkisel Takviye ve Baharatlar:

  •   Zeytin yaprağı ekstresi

  • Greyfurt çekirdeği ekstresi
  • Astragalus kökü
  • Ginseng (Jinseng)
  • Karanfil
  • Zerdeçal+Karabiber
  • Tarçın
  • Kekik

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Çaylar ve Diğer İçecekler:

ginger prep
  • Ihlamur
  • Nane
  • Zencefil
  • Çay (Siyah, Yeşil, Hint fesleğeni =Tulsi)
  • Kambucha (Kambuça)
  • Kefir

 

 

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Takviyeler (Supplements):

  • D vitamini
  • Çinko
  • C vitamini
  • A vitamini
  • NAC (N-Acetyl-L-Cysteine):

 

Notlar:

Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren bitkisel takviyeler, çaylar ve diğer takviyeleri (supplements) kullanırken iki hafta kullandıktan sonra biraz ara vermek ve yeniden başlamak bazı kaynaklar tarafından tavsiye ediliyor.

Eğer hamileyseniz veya her hangi bir ilaç kullanıyorsanız, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren bitkisel takviyeler, çaylar ve diğer takviyeleri (supplements) kullanırken diğer aldığınız ilaçlar ile olan etkileşimine dikkat edip doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ederim. Örnek; Kan sulandırıcı ilaç, aspirin ve iltihap önleyici ilaç kullanan hastaların zencefil tüketiminde dikkatli olması gerekir, çünkü zencefilin de kan sulandırı özelliği var.

Bana 2 Ayda 10 Kilo Verdiren Yemek Düzeni

Bu yemek düzeni biraz paleo biraz keto yemek düzenlerini andırıyor. Ancak bazı farklılıkları var, o yüzden belli bir yemek düzenine aittir diyemiyorum. Genel olarak şeker, un, hububat, baklagil, nişasta, meyva ve patlıcangiller gibi bazı sebze gruplarını yemiyoruz diyebilirim. Bu uzun süreli yapılan bir yeme düzeni değil, sadece vücudumuza iyileşme imkanı vermek için yapılan kısa süreli, belki 3 aya kadar olan bir düzen. Amacımız vücuttaki enfeksiyon, mukus (balgam) ve diğer sağlık problemlerine sebep olan yeme alışkanlıklarını bırakıp vücudun kendisini temizleyip iyileştirmesine fırsat vermek. Sağlıklı bir vücutta şişkinlik ve kilo kalmaz. Bundan sonra da çıkardığımız yeme gruplarını kademeli olarak eklemek ve bize dokunuyor mu, gaz yapıyor mu, rahatsız ediyor mu kontrol etmek gerekiyor. Bu şekilde bize yarayan ve yaramayan yiyecek gruplarını da belirlemiş olacağız.

Bana kilo verdiren yeni yemek düzeninin iki ana sebebi var:

1- Kan şekerini normal ve stabil tutmak ve bunun için gerekenleri yapmak. Bu da ilk aşamada tüm şeker ve şekere dönüşen yiyecekleri bırakmayı gerektiriyor. örn:tüm hamur işleri, hububat, bakliyat, nişasta, meyva vbg. Bunların yararlı olduğunu ve yememiz gerektiğini elbette biliyoruz fakat eğer vücudumuzda fazla kilolar varsa ve sağlığımız her yıl kötüye gidiyorsa, vücut sistemimizi tabiri caizse bir sıfırlamak, yani yararlı olan yiyecekleri yeniden yiyebilir hale getirmek gerekiyor. Bunun için de bunları yemeye ara vermek, vücudu-sindirim sistemini dinlendirip temizlemek ve sonra yavaş yavaş bu yiyecekleri yeniden eklemek gerekiyor. Örneğin meyvalar lif ve vitamin açısından çok zengin ve yararlı ancak kan şekerimiz öyle bir seviyedeki, o yararlı meyvadan aldığımız şekeri vücut gerektiği gibi hazmedip, gerekli besin değerini alamıyor ve tam tersine kan şekerimizi yükselterek bize zarar veriyorsa günde sadece 1 veya 2 küçük porsiyona düşürmek ya da geçici bir süre için meyva yemeye ara vermek gerekebiliyor.

2- Kan grubuna göre yemek. Ben ‘0’ kan grubuyum ve bana bol protein ve sebze yemek uygun. Örneğin bu kan grubuna hamur işleri, ekmek vs. özellikle glutenli unlardan yapılanlar hiç iyi gelmiyor. Eklem ağrıları, kilo alımı, halsizlik vbg semptomlara sebep olup uzun vadede bağırsak problemleri, kabızlık ve hazımsızlık gibi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Kan grubunuza göre yeme listesini internetten bulabilirsiniz. Kitap olarak Peter J. D’Adamo’nun ‘Kan Grubuna Göre Diyet ‘ kitabını önerebilirim.

Bu yazımda neler yiyebiliriz, yememeliyiz, örnek yemek listesi gibi konulara değinmek istiyorum. Ben gerçekten sıkı bir yeme düzeni ile iki ayda 10 kilo verip açlık kan şekerimi 100-110 arası iken 76’a kadar düşürmeyi başardım. Ancak şunu da belirtmeliyim ki ben gün içinde sabah aç karnına, yemekten iki saat sonra ve ne zaman çok üşüyor gibi hissediyorsam kan şekerimi ölçerek kontrollü bir şekilde yaptım bu yeme sistemini. Diyabet veya benzeri rahatsızlığı olan, ilaç kullanan kişilerin doktor kontrolünde yeme sistemlerini değiştirmelerini tavsiye ederim. Çok yakınlarımın talebi üzerine kendi deneyimlerimi paylaşmak amacıyla bu yazıyı yazıyorum.

Aşağıda size benim yaptığım gibi sıkı yeme sistemini anlatırken biraz daha esnek olarak nasıl yapılabilir konusuna da değineceğim.

NELER YEMELİYİZ?

1-PROTEİN:

Proteinler ( balık, tavuk, hindi, kuzu, dana etleri) enerji üretimi ve vücutta iyileşmenin teşviki için çok önemliler. Tabii bahsettiğimiz protein kaynakları kaliteli olmalı. Balık, çiftlik balığı (toksin dolu ve yararlı yağlardan yoksundur) değil denizden çıkan olmalı ve civa seviyesi yok denecek kadar az ya da düşük olan olmalı. Örn:Somon, sardalya, trança balığı (kalkana benzer yassı balık)… Yengeç ya da karides gibi kabuklu deniz hayvanları diğer balıkların atıkları ile besendiği için tavsiye edilmiyor. Tavuk, hindi, kuzu ve dana özgür gezen, besinlerini doğadan alan olmalı. Genetiği değiştirilmiş yemle beslenen ve hormon yüklenen olmamalı.

Şeker, şekere dönüşen yiyecekler ve nişastanın aksine protein, vücut ihtiyaç duydukça, kademeli olarak kan şekerine dönüşür. Böylelikle organlarımız iyileşirken vücudumuza sürekli bir enerji kaynağı sağlar.

2-YUMURTA:

Haftanın 7 günü yumurta yiyebilirsiniz. Ama çoğunlukta yumurtanın beyazı, bazı günler beyazını sarısı ile birlikte yiyebilirsiniz.

Yumurtanın kalitesi çok önemli. Serbest gezen, doğadan beslenen ve/veya organik beslenen tavuklardan olmasına dikkat edin.

3-SEBZELER:

Sebzeler, antibakteriyel, antifungal (mantar önleyici), antioksidan ve antikanser özellikler taşır. Çeşitli sebzeler yemekte fayda var ancak her sebze de size iyi gelir diyemeyiz. Bazı sebzeler aslında daha çok nişasta kategorisine giriyor ve kan şekerini olumsuz etkileyebilir. O yüzden özellikle kök sebzeleri az tüketmekte fayda var. Ayrıca patlıcangiler gibi bazı sebze grupları hassasiyeti olan kişilere yaramayabilir.

Hazımda zorlandığınız, gaz yapan sebzeleri (örn:karnıbahar, brüksel lahanası, lahana vbg ) pişirip üzerine limon suyu sıkarak yiyebilirsiniz.

4-TURŞULAR:

Özellikle ev yapımı turşular kimyevi madde içermedikleri için çok yararlı. Hazıma ve bağırsaklardaki yararlı bakterileri çoğaltmaya çok faydalı.

5-KURUYEMİŞLER:

Protein ve yararlı yağlar açısından zenginler. Kavrulmamış ya da evde taze kavurduğunuz yemişleri yemeniz tavsiye edilir. Kuruyemişlerin hazmı zor olduğu için iyice çiğnemeniz ya da birkaç saat suda bekleterek içindeki enzimlerin aktive olmasını sağlamanız, böylece hazmını kolaylaştırmanız tavsiye edilir.

Yemek aralarında 2 yemek kaşığı kuruyemiş ya da iki yemek kaşığı şekersiz yemiş ezmesi örn: badem ezmesi olmak üzere günde iki kere yiyebilirsiniz.

6-BAHARATLAR:

Baharatların birçok yararları var: antimikrobiyal, antikanser, antialzaymır (unutkanlık hastalığı), antiinflemasyon vbg. Hazmı kolaylaştırır ve birlikte piştiği yemekten almanız gereken besinleri özümsemenize, almanıza yardımcı olur.

*Zerdeçalı herşeyde kullanın. Çorbalar, et ve sebze yemekleri vs. Çok kuvvetli bir antiinflemasyon, antikanser ve antialzaymır baharatıdır.

Tuz olarak gerçek deniz tuzu ya da Himalaya tuzu kullanın.

Sirke olarak kaliteli elma sirkesi kullanın.

7-YAĞLAR:

Ayçiçek yağı ve hindistan cevizi yağını yemekleri pişirirken, zeytinyağını ise salatalarda kullanın.

Süt ve süt ürünleri verilmediği için tereyağı verilmiyor. Ama benim eşim kaliteli tereyağ kullanmaya devam etmişti ve kilo vermesini engellemedi.

8-SU:

Vücudumuzun üçte ikisi su. Yeterli derecede su ve/veya bitki çayı içmek çok önemli. Ne kadar içmeliyiz sorusunun cevabı ise susuzluğunuz gidene kadar içmek. Kişiye göre bu değişir. Bazen kişi kendini aç hisseder, halbuki daha 1 saat önce yemek yemiştir. Böyle bir durumda önce su içmenizi tavsiye ederim.

Yemeklerden yarım saat öncesine kadar ve yemeklerden 1 saat sonrasına kadar su veya çay içmemenizi tavsiye ederim. Böylelikle mide asitlerimizi seyreltip hazmımıza müdahele etmemiş, engellememiş oluruz. Yemek aralarındaki atıştırma sırasında çay içmemizde bir sakınca yok.

9-BİTKİ ÇAYLARI & KAHVE:

Benim kan grubuma göre, 0 kan grubu, papatya, nane, siyah çay, yeşil çay, kahve (kafeinli ), zencefil çayı ve rezene çayları yararlı.

Yeşil çayın, organik ve yaprak şeklinde olanını kullanmanızı tavsiye ederim. Kaynama noktasından hemen önceki sıcaklıkta, ya da kaynadıktan sonra birkaç dakika bekletilmiş suda 3 dakika demleyip süzerek için ve aynı yaprakları bu şekilde 3 kere kullanabilirsiniz.

Kahvenin (özellikle kanser kök hücrelerinin gelişmesini engellemekte) yararları var. Organik ve kafeinli olanını tercih edin. Kafeinsiz olanların işleminde çok kimyasallar kullanılıyor. Ancak kahve herkese iyi gelmeyebilir. Örneğin: Mide, stress/sinir sistemi ve böbreküstü bezi rahatsızlığı olanlar dikkat etmeli. Ayrıca belli bir saatten sonra kafeinli kahve içmek uykunuzu kaçırıyorsa, kafeine karşı hassasiyetiniz var demektir. Kafein vücutta 8 saate kadar kalabilir, buna göre kahve tüketiminizi ayarlamanızı tavsiye ederim. Çünkü uyku, sağlığımız ve kilo verebilmemiz için çok önemli bir unsur.

NELER YEMEMELİYİZ?

1-SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ:

Süt, peynir, yoğurt ve bazen yumurta (özellikle sarısı) bile vücutta mukus veya balgam oluşmasına sebep olur. Özellikle kan grubuna göre uygun olmayan kişilerde. Bu balgam solunum yollarında akan burun ve dolu sinüsler şeklinde kendini göstermesinin yanında vücüdumuzdaki kanda dolaşmak ve bazı organlarımızda, eklemlerimizde ve kaslarımızda birikerek buralarda kronik hastalıklara sebep olabilir.

Bu sebeple bu ürünlerin hepsini yemeyi bıraktım. Yumurta beyazı istediğim kadar yiyebiliyor ama sarısını haftada birkaç gün yiyebiliyordum.

Eşim de benimle aynı diyeti yaptı ancak o kaliteli yoğurt yemeye devam etti ve sonuçta o da gayet iyi kilo verdi. Ben badem sütünden yapılmış yoğurt yedim sadece çünkü benim hep sinüs problemim ve özellikle dizlerimde ağrı problemim oluyordu. O yüzden tamamen süt ürünlerini bıraktım. Badem sütünü ya da yoğurdunu evde yapmak çok kolay. Eğer istenirse tarifleri internette kolayca bulunabilir.

2- NİŞASTA:

Nişastalar, şekere dönüşen bir karbonhidrat türüdür. Günümüzde maalesef ihtiyacımızın çok fazlası nişasta ve şeker tüketmekteyiz ve bunun farkında değiliz. Bu da kan şekerimizi düzenleyen organlarımızı zayıflatıyor, güçsüzleştiriyor örn: endokrin pankreas ve böbrek üstü bezleri

3-PATLICANGİLLER:

Patlıcan, biber, patates ve domates gibi patlıcangiller, otoimmün hastalığı olanlara zararlı olabilir. Ayrıca iltihaplı bağırsak hastalığını da kötüleştirebilir. O yüzden ben doktorumun tavsiyesi üzerine bunları yemeyi bıraktım ama itiraf etmeliyim başta çok zorlandım. Bunların mutfağımda devamlı kullandığım sebzeler olduğunu farkettim. Çözümü bulunca daha kolay oldu. Bu sebzeler daha çok tencere yemeklerinde, zeytinyağlılarda kullanılan, aranan sebzeler. Ne zamanki fırında et çeşidi ve yanına birkaç çeşit sebze pişirmek şekline başladım, olay kolaylaştı. Örneğin: Tepsiye tavukları baharatlayıp yada soslayıp diziyor, yanına brokoli, kuşkonmaz, karnıbahar vbg sebze koyuyorum. Onlar pişerken koyu yeşil yapraklı yeşilliklerden salata hazırlıyorum ve yemek hazır.

4-MEYVALAR:

Vitamin ve lif bakımından çok zengin ve faydalı olmalarına rağmen şeker içerdiği için kontrollü tüketilmesi gereken bir yiyecek grubu. Eğer yüksek kan şekeri probleminiz varsa tavsiye edilmiyor ama çok yemek istiyorsanız yanında protein ile yemenizde fayda var. Örn: elma ile ceviz veya şekersiz badem ezmesini bir arada tüketebilirsiniz. Yoğurt ile de meyva yiyebilirsiniz. Günde en fazla 2 meyva yemeniz tavsiye edilir. Yemek aralarında atıştırma olarak olabilir.

Ben ve eşim meyvayı tamamen bırakmıştık.

5-HUBUBAT VE BAKLAGİLLER:

Hububat ve baklagillerin, özellikle genetiği değiştirilmemiş ve organik olanların yararlarını biliyoruz ancak söz konusu kan şekeri olunca maalesef bunlar da olumsuz etkileyebiliyor. O yüzden bunları bırakmamız gerekiyor. Ama eğer çok yemek istiyorsanız günde sadece yarım bardak (pişmiş ölçü) kadar yiyebilirsiniz.

Ben tamamiyle bunları bıraktım. Başlarda eşim de bırakmıştı ve göbeği bayağı inmişti. Ama ne zaman ki yemeye yeniden başladı, göbeği büyümeye ve şiş hissetmeye yeniden başladı.

Ben de, afedersiniz, ishal olma durumu olunca biraz lapa pirinç pilavı yemiştim birkaç gün. Bu benim kan şekerimi hemen etkiledi ve kan şekerim 100 üzerine çıkmaya başladı ve kilo vermem durdu. Buradan da anladım ki maalesef hububat hala bana yaramıyor.

6-ŞEKER:

Şekerin her formunu bırakıyoruz. O çok yararlı bal, pekmez ya da kahvaltıların vazgeçilmezi ev yapımı reçelleri veya akşam televizyon karşısında afiyetle yediğimiz şekerli kekler, tatlılar vs hepsine bye bye diyoruz. Şekerli bir çay içmek istersek ya da arada bir badem unundan yapılmış küçük bir tatlı kaçamağı yapacaksak ya Stevia ya da Monk meyvası ekstresi ile tatlandırabiliriz. Bunların kan şekeri üzerinde negatif bir etkisi olmuyor.

Rahatsızlandığım bir dönemde Yeni Zelanda balının yüksek antibiyotik değeri sebebi ile biraz (1-2 tatlı kaşığı) bal yemiştim. Yanında da protein olsun diye ceviz yemiştim ki kan şekerimi hemen yükseltmesini engellesin diye. O birkaç gün açlık kan şekerim hemen yeniden 100-110 lara yükseldi. İki- üç gün diyete sıkı devam edince kan şekeri yeniden düşmeye başladı. Bunu size anlatmamdaki sebep: az olduğunu düşündüğüm birkaç tatlı kaşığı bal bile hemen kan şekerini etkileyebiliyor. Ama bunun öncesinde o kadar stevia’lı çaylar içmem, kendime badem unundan stevia’lı kurabiyeler yapıp yememe rağmen kan şekerim hiç böyle yükselmemişti, hep düşüktü.

GÜNLÜK ALIŞKANLIKLAR:

Yediğimiz yemeğin yanında gün içindeki alışkanlıklarımız da sağlığımıza kavuşmamız ve böylelikle kilo vermemizi yakından ilgilendiriyor, kolaylaştırıp hızlandırıyor.

GÜNLÜK / HAFTALIK YAPILABİLECEKLER:

1-EGZERSİZ:

Düzenli egzersiz yapmak iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. ‘0’ kan grubu için sabah aerobik/kardio egzersizi, 45 dakikaya kadar, hem gün içindeki stresle daha iyi başa çıkabilmemizi hem de enerjimizi arttırmamıza yardımcı olur.

Eğer daha önceden hiç egzersiz yapmadıysanız, yapabildiğiniz kadarı ile başlayın ve zamanla daha fazlasını yapabileceğinizi göreceksiniz. Basit 15-20 dakikalık yürüyüşler ile başlayıp, belki biraz esneme hareketleri ekleyerek kuvvetlenmeye başladıktan sonra kalp atışınızı hızlandıran ve sizi terleten aerobik egzersizlerine başlayabilirsiniz yavaş yavaş.

Haftada 2.5 saat yani 5 gün, 30 dakikalık egzersiz tavsiye ediliyor. Egzersiz, fiziksel sağlığımızın yanında duygusal sağlığımızı da pozitif etkileyen bir faktör.

2- UYKU:

Gece uykunuzu almak, vücudunuzun kendini yenilemesi, organların temizlenmesi, hormonların düzene girmesi, kilo verebilmeniz, gün içinde yeterince enerjinizin olması, bilişsel fonksiyonlarınızın iyi çalışması ve daha birçok sağlıkla ilgili sebepten dolayı çok önemli. O yüzden, iyi bir uyku alabilmeniz için ne gerekiyorsa yapmalısınız. Bununla ilgili olarak ‘DEPRESYON‘ yazımın içindeki 8. maddeyi okumanızı tavsiye ederim. Orada iyi bir uyku için neler yapabileceğinizi anlatıyorum.

3- TAKVİYE VİTAMİNLER:

Maalesef günümüzdeki tarım yöntemleri, besin değerini kaybetmiş toprak, bozuk yeme düzenimiz gibi sebeplerden dolayı çoğumuzda belli vitamin ve mineral eksiklikleri var. Bunları yemeklerden alamıyorsak ya da almamıza rağmen yeterli gelmiyorsa, gerekli testleri yaparak bunları belirlemek ve en kaliteli, doğal ürünlerden yapılan ek takviyeleri (supplement) almamız gerekebilir. Örneğin: Genel nüfusta D vitamini, magnezyum ve genelde bayanlarda demir ve B12 vitamini eksikliği sıklıkla görülüyor. Ama yukarıda da belirttiğim gibi gerekli testleri yaptırıp ona göre ek takviye almak ve belirli aralıklarla bu testleri yenileyerek durumunuzu kontrol etmekte fayda var. Bu eksiklikleri tamamlamak sağlığınıza kavuşmak için gerekli.

4-DETOKS:

Aslında vücudumuza zarar veren yiyecek ve içecekleri çıkarmak ile en büyük detoks adımını atmış olacağız fakat bunun yanında günlük ya da haftalık yapacağımız diğer detoks yöntemleri vücudumuzda biriken toksin, balgam, enfeksiyon vbg istenmeyen fazlalıklardan daha rahat kurtulmamızda bize destek olacak. Bu detoks yöntemleri; saunada terlemek, epsom (İngiliz) tuzu konmuş sıcak su dolu küvete girmek yada ayaklarımızı bu suda 20-30 dakika kadar tutmak, lavman, spor ile terlemek, trampolinde zıplayarak linfatik sistemimizi çalıştırmak, masaj, vücudumuzu dairesel hareketlerle ayaklarımızdan başlayıp boynumuza kadar fırçalamak, bitki çayı içmek, detoks özelliği olan baharat ve sebzelerden yemek şeklinde olabilir.

Bunları hergün yapmamız mümkün değil tabii ki ama haftanın her gününe birini koyabiliriz. Trampolinde ya da büyük egzersiz topu üzerine oturup zıplamayı her gün 5 dakika yapabiliriz belki. Bitki çayı (yeşil çay, karahindibağ çayı, zenceğil çayı, tarçın çayı vs.) içmek de hergün yapılabilir. Ayrıca hergün bir veya birkaç tane detoks eden sebze ve baharatlar (sarımsak, soğan, lahanagiller, biberiye, kereviz sapı, karahindibağ, koyu yeşil yapraklı sebzeler vs.) de yenebilir.

5-SAĞLIKLI YEMEK GRUBU KOMBİNASYONLARI:

Sindirim sistemimizin iyi çalışması için hangi yemek gruplarının bir arada yenmesinin uygun olup olmadığını bilmemiz önemli. Bazı yemek gruplarının kendine özgü sindirim enzimlerine ihtiyacı var. Bazılarının ortak enzimlere ihtiyacı var. Bu sindirim için önemli bir konu. Ne kadar enerjiniz az ve hazımsızlık problemi çekiyorsanız, bu kurallara o kadar daha sıkı uymanızı tavsiye ederim.

-Sindirim enzimlerinin seyreltilip azalmaması için yemeklerden 30 dakika önce ve yemeklerden 1 saat sonrasına kadar sıvı almayın.

-Hayvansal protein ve nişastayı bir arada yemeyin.

-Hayvansal protein ve sebzeler bir arada yenebilir.

-Sebze ve nişasta bir arada yenebilir.

-Pişmiş meyva, çiğ meyva ve süt ürünlerini tek başına yiyin.

GÜNLÜK PLAN:

Bu plan yeni hayatınızı nasıl organize edebileciğinizi göstermek için bir örnek olacak . Aynısını yapmak zorunda değilsiniz. Kendi hayat düzeniniz ve vücudunuzun ihtiyacına göre değiştirebilirsiniz.

SABAH

6:00 Spor

7:00 Kahvaltı – Her tür hayvansal protein yenebilir. Haftanın 7 günü

9:00 Protein atıştırması ya da Protein shake

10:30 Atıştırma – 2 yemek kaşığı kuru yemiş

12:00 Öğle yemeği – Her tür hayvansal protein yenebilir. Haftanın 7 günü.

– Çorba/Salata/Sebze. Haftanın 7 günü.

2:00 Protein atıştırması ya da Protein shake

3:30 Atıştırma – 2 yemek kaşığı yemiş ezmesi örn:badem ezmesi

5:00 Atıştırma – 2 yemek kaşığı kuru yemiş

6:30 Akşam yemeği – Her tür hayvansal protein yenebilir. Haftanın 7 günü.

– Çorba/Salata/Sebze. Haftanın 7 günü.

Akşam atıştırması – yemiş ezmesi örn:badem ezmesi

Not: İdeal olarak 1.5-2 saatte bir protein yenmeli.

Bu planı ilk gördüğünüzde eminim benim gibi ne kadar çok sıklıkta yemek yeniyor, bu mümkün mü diye soracaksınız. Bana öyle oldu ki ben bu plana başlamadan önce aralıklı oruç denen günün 12-14 saati yemek yemeyip kalan sınırlı zamanda yemek yemeye çalışan biriydim. Fakat yukarıda belirttiğim yememem gereken herşeyi yiyordum ve bu açlık olayına sadece 10 gün dayanabiliyor sonra bırakıyordum. Kilo vermek ya da sağlık konusunda ise şu an olduğu gibi kesinlikle başarılı olamamıştım. Fakat şunu da belirtmem gerekir ki, şu anki doktorum bana öncelikle vücudumu iyileştirmem ve bunun için vücudu en iyi iyileştiren unsur olan bol protein yemem gerektiğini söyledi. Bundan sonra vücut iyileşip kuvvetlenince açlığa dayanmam söz konusu olabilecek. Daha doğrusu yemek yeme ihtiyacım bu kadar sık olmayacak. İki ay önce bu kadar sıklıkta (3 ana 6 ara öğün) yemek yiyordum ancak bugün 3 ana öğün 2 ara öğün yiyorum. Son zamanlarda bitki çaylarını dolayısı ile sıvı tüketimimi de bayağı arttırdım, bunun da etkisi olduğunu düşünüyorum açıkçası.

İlerleyen günlerde size badem unundan stevialı kurabiye ve kraker tariflerimi de yazacağım. Aslında İngilizce bölümümde badem unundan yapılmış bir sürü tarifim var. Bu arada o tariflerime bir göz atabilirsiniz.

Size örnek olması için bir haftallık yeme planı hazırlayıp bir sonraki yazımda yayınlayacağım. Bu arada konuyla ilgili aklınıza takılan sorular varsa bana yorumlar bölümünden ulaşabilirsiniz. Sorularınızı bekliyorum.

Doğal Sistit Tedavi Yöntemleri

Antibiyotik alımını azaltmak ya da hiç almamak için doğal yöntemlerle sistit tedavisi ya da sistitin daha başlamadan engellenmesi için aşağıdaki yöntemleri tavsiye ederim. Sistit olmadan önce vücudumuz bize sinyaller verir. Örnek: Halsizlik, sık idrara çıkmak, bel ağrısı vbg.

Doğal yöntemler:

1- 1 tatlı kaşığı -1 yemek kaşığı elma sirkesini bir bardak suya karıştırıp içebilirsiniz.

2- 1 bardak suya 1/2 – 1 tatlı kaşığı karbonat karıştırıp içebilirsiniz.

3- Limonlu su içebilirsiniz. Limonlu su ve ilk 2 maddedeki içecekler ph seviyesine iyi geliyor.

4- Vücudu rahatlatmak ve idrarı arttırmak için bitki çayları çok etkili. Örnek:  papatya çayı, yeşil çay, karahindiba çayı, kaynatılmış maydanoz saplarınınn suyu vbg.

5-Doğal antibiyotik olarak bol çiğ sarımsak ve soğan tüketebilirsiniz.

6-Zencefil suyunu, sabah ve akşam 1 yemek kaşığı olarak, yemekten sonra içebilirsiniz.

7-Probiyotik yiyecekler: ev yapımı yoğurt, kefir, lahana veya diğer turşuları tüketebilirsiniz.

8- Takviye (Supplement) olarak D-mannose, C vitamini ve probiyotik tavsiye ederim.

9-Bol dinlenmek gerek.

10- Ağrı ve yanmalar için sıcak su torbası beze sarılmış olarak, belinize veya diğer ihtiyaç duyduğunuz yerlere konulabilir.

11- Baş ağrısı varsa nane yağı sürülebilir.

12-Varsa ateşe dikkat. Benim ateşim olunca  özellikle sarımsak (cacık içinde) ve papatya çayı tüketmek iyi geliyor. Ateş çıkmaya başlayınca eğer doğal yöntemler işe yaramıyorsa doktora gitmenizi tavsiye ederim.

Yukarıda saydığım herşeyi güne yayarak yapmanın kollektif faydasını çok gördüm.

Şekerli yiyecekler ve ağır yiyeceklerin yerine tavuk çorbası, hafif zeytinyağlılar ve diğer hazmı zor olmayan/vücudu yormayan yiyecekler tavsiye ederim. Cacik ferahlatır (salatalık), probiyotik (yoğurt) ve doğal antibiyotik (sarımsak) içerir. İhtiyaç hissetmedikçe yemek yemeyip yukarıda bahsedilen sıvılardan bol bol tüketmenizi ve dinlenmenizi/uyumanızı tavsiye ederim. Böylelikle vücudunuz hazımdan ziyade iyileşmeniz için enerjisini harcayacak.

Eğer birkaç günde sistit geçmezse doktora gitmenizi tavsiye ederim, özellikle böbreklere doğru sırt ağrısı ve ateş başlıyorsa. Antibiyotik gerekebilir maalesef. Antibiyotik’e başlarsanız, genelde sabah ve aksam olarak, bağırsaklardaki yararlı bakterileri çoğaltmak için öğlenleri yukarıda bahsettiğim probiyotik yiyecekler ya da takviyesini (supplement) almanızı tavsiye ederim.

Umarım bu bilgilerin yardımı olur. Geçmiş olsun!

Evinizin Havasını Bitkilerle Temizleyin!

Bitkileri yemeklerimizde ve çaylarımızda kullanıyorduk ama odalarınızın havasını temizlemekte, oksijen seviyesini arttırmakta ve kötü kokuları gidermekte de kullanabileceğinizi söylersem eminim benim gibi hemen küçük saksılarda bu bitkilerden almak istersiniz. Özellikle yemek veya çaylarınızda çok kullandıklarınızı. Ayrıca bu bitkilerin sağlığımıza faydalı özelliklerini de bu arada belirtmeden geçemeyeceğim.

Biberiye:

İğne yapraklı bitkiler havayı temizlemek için çok etkilidir. Özellikle nemli kış aylarında.

En önemli özelliği ise kognitif fonksiyon denen bilişsel işlevleri ( algı; hatırlama; hayal; düşünme; muhakeme; yargılama) geliştirmesi ve beyni free radikallerden koruması.

Lavanta:

Ciğerleri rahatlatır.

Böcekleri uzak tutmada kullanılır.

Rahatlatarak iyi uyumanıza yardımcı olur.

Güneşi sever, cam önünde güneş almasını sağlayın.

Fesleğen:

Odanızdaki karbondiyoksit seviyesini azaltır.

Büyük yapraklarını salatanızda kullanıp küçüklerini ekerek büyütebilirsiniz

Beyin Sağlığı

İnsan beyninin dış etkenlerden yani

  • florid,
  • civa (özellikle bazı balıklarda çok var. Örnek: Tonbalığı, kılıç balığı)
  • kurşun (su, boy bazı oyuncaklar …)
  • alkol,
  • aşı,
  • aliminyum,
  • MSG,
  • statin ilaçları,
  • şeker,
  • alerjiniz olan yiyecekler,
  • yağlar : kanola, soya, ayçekirdeği, mısır, margarin…
  • dışarıda satılan işlenmiş gıdalar

görmüş olduğu zararı tamir etmek için zararlı olan bu etkenleri elimine edin ve aşağıdaki listedekileri hayatınıza yavaş yavaş uyarlamaya çalışın.

  • yararlı yağlar (saf zeytinyağı, avokado, kuruyemiş (kavrulmamış), hindistan cevizi yağı),
  • doğal otlayarak yetişmiş tavuk /organik yumurta,
  • Omega 3 (balık yağı)
  • doğal yetişmiş hormonsuz etler
  • Hayvansal proteinlerin yanında bitkisel proteinler:kavrulmamış kuruyemiş, kabak/ayçekirdeği, hububat
  • Her renkten sebze ve meyva
  • probiyotik yiyecek ve gerekirse supplement (takviyesi)
  • eksik olan vitamin / mineral takviyeleri (yiyecek ve supplement aracılığı ile)
  • düzenli, yeterli uyku
  • stres (fiziksel ve duygusal) azaltıcı aktiviteler, rahatlama
  • hormonal dengesizlik varsa, düzenleyici takviyeler
  • spor
  • beyninizi eğitin:yeni dil öğrenin, yapmakta zorlandığınız şeyleri yapmaya çalışın örn: normalde  kullanmadığınız eliniz ile yazı yazın, dişlerinizi fırçalayın
  • hayatınızı kimyasallardan arındırıp doğal olanları kullanın (güzellik malzemeleri, temizlik malzemeleri …)
  • kan şekerini ve insulin seviyesini negatif etkilemeyecek yeme düzeni

Biliyor musunuz? Duydunuz mu? 

  • İnsanoğlunun beyin sağlığını pozitif yönde değiştirebileceği ispatlandı.
  • Autism, Alzheimer, Parkinsons vb gibi hastalıkların iyileştirilebileceği açıklandı.

Ama bunların hepsi yukarıda kısaca anlattığımız ve temelinde Functional/Alternative Medicine denen, vücudu bir bütün olarak ele alıp, sadece semptomlara yönelik kimyasal ilaçlar kullanarak değil, nedenine inerek doğal yöntemlerle yapılabiliyor. Bu konuyla ilgili Amerika’da ileri gelen 50’ye yakın konuşmacının katılmış olduğu 8 video serisini izleme fırsatını yakaladım. Bu serinin özetini sizlerle paylaşacağım.

Beyin Kanaması Tedavisinde Kullanılabilecek Besinler

  • Zerdeçal:

Anti-iltihap, anti-oksidan, anti-mikrobial, antikanser gibi özelikleri ile Altın bitki olarak anılır. Zerdeçal Beyin kanaması tedavisinde en kolay ve etkili yoldur. Yarım tatlı kaşığı zerdeçalı bir bardak süte karıştırıp için. Bunu ılık ve bal karıştırarak da içebilirsiniz. Zerdeçalın etkisini arttırmak için içine çok az kara biber karıştırın.

  • Hafif Masaj:

Zeytinyağı, hindistan cevizi yağı veya lavanta yağı ile başa yapacağınız günlük hafif masaj gerekli kanın  vücudun her yerine ulaşmasını sağlar ve beyin kanamasından sonra uzuvlarda oluşabilecek zayıflık ihtimalini azaltır.

  • Ginko Biloba:

Kan pıhtılaşmasını engeller ve beyne kan akışını arttırır.

  • Yeşil Çay:

İçeriğindeki antioksidan ve besinler, beyin fonksiyonlarını geliştirir ve çeşitli hastalıklara (diyabet, kalp hastalıkları, kanda pıhtılaşma vs) karşı korur.

  • Havuç:

Havuç yemek ve suyunu içmek, içindeki yüksek beta karoten sebebiyle yaşlanmayı yavaşlattığı gibi beyin kanaması, akciğer / göğüs kanseri ve kalp hastalıklarını önlemekte de  etkili.

  • Ispanak:

Bu da beta karoten kaynağı.

  • Sarımsak:.

Hastalıklarla mücadele, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme, kan basıncını düzenleme, inme ve beyin kanaması tedavisinde etkili. Kanı sulandırma etkisi, kan basıncını kontrol ve beyin kanmasını önlemekte yararlı.

  • Epsom Tuzu banyosu:

Haftada 1-2 kere kuvetinizi ılık-sıcak arası su ile doldurup 1 cup – bardak epsom tuz ekleyerek içinde 15-20 dakika rahatlayın. Kaslarınız gevşeyecek, ağrılarınız azalacak, rahat uyumanıza yardımcı olacak.

  • Balık yağı:

Kanı inceltip, pıhtılaşmasını engelleyerek kan dolaşımını düzenler.

  • Zencefil:

Çayı ve günde 2 yemek kaşığı (sabah 1, akşam 1) suyu.

 

NOT: Camı açıp temiz havada derin nefesler alın.

Kahkaha atın, sizi güldüren şeyler izleyin.

ZENCEFİLİN SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Hepinizin bildiği gibi, soğuk algınlığı ve grip sezonu yaklaşıyor. Kendimizi şifayı kapmaktan korumak için ya da geç kalıp da hastalandıysak şifamızı bulmak için zencefil çayı yapmaya başlamanın tam zamanı.

Bitki çaylarının  sıcak değil de ılık içilmesini tavsiye ediyorum. Arzuya göre ılımış zencefil çayınıza bal ve/ya limon da katabilirsiniz.

Taze zencefil çayı yapmanın en kolay ve hızlı yolu şöyledir: Rendelenmiş 1 tatlı kaşığı zencefil kökünü  1 veya 1.5 bardak sıcak suya karıştırın. 5 dakika demledikten sonra süzüp afiyetle içebilirsiniz.

Eğer vaktiniz varsa, zencefil kökünü  kaynatarak da içebilirsiniz. Dilerseniz kaynatırken damak zevkinize göre elma kabuğu, kabuk tarçın, karanfil, kakule gibi başka meyve ve bitkiler de ekleyip çok lezzetli ve faydalı bir çay elde edebilirsiniz.

Zencefille beslenmenin diğer yöntemleri:

1 tatlı kaşığı rendelenmiş zencefili (ya da yarım tatlı kaşığı zencefil tozunu) balla karıştırarak, suyunu içerek (her seferinde birer çorba kaşığı olmak ve günde 3 yemek kaşığını geçmemek üzere), çorba ve et yemeklerine katarak tüketebilirsiniz. Şeker tüketme ile ilgili bir probleminiz yoksa zencefil şekerlemesi yiyebilirsiniz.

Zencefil ayrıca, hamilelikte sabah bulantısı, mide bulantısı, sindirim sorunları, romatizma, kanın pıhtılaşmasını önlemek, kolesterolü düşürmek, başağrısı, adet sancısı ve iltihaplanmalara iyi gelir. Ayrıca saç diplerindeki egzama türü durumlarda zencefil suyu sürmek yardımcı oluyor.

Zencefilin yeterince kullanıldığı zaman tedavi edici özelliğine inanıyorum. Bunu ispalayan iki deneyimim:

1) (Test sonuçlarına göre) vücudumda iltihap vardı ve sabah akşam günde 2 kere birer çorba kaşığı zencefil suyu içtim. 10 gün içinde (test sonuçlarına göre) iltihap geçmişti.

2) Sindirim güçlüğü hissettiğimde, yemekten sonra bir çorba kaşığı zencefil suyu içiyorum ve çok yardımcı oluyor.

DOZU:

Farklı kaynaklar farklı ölçülerde kullanılmasını tavsiye ediyorlar. Şahsen, günde bir ile üç çorba kaşığı (en fazla) zencefil suyu içilmesini tavsiye ederim.

Zencefil çayı günde 2-3 bardak içilebilir, yalnız miktari belirlerken çayın koyuluğu göz önünde bulundurulmalı.

YAN ETKİLERİ:

Aşırı miktarda kullanılırsa hafif mide ekşimesi ve ishale yol açabilir.

Aspirin ve warfarin gibi kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar ve anestezik maddelerle etkileşimi zararlı olabilir.

Şeker hastalığınız (diyabet), yüksek tansiyonunuz, kalp sorunlarınız varsa veya kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar kullanıyorsanız lütfen doktorunuza danışın.

Size bol zencefilli günler dilerim! Sadece tedavi gerektiği zaman değil, önlem alıcı olarak da tüketmekte fayda var.