Category: TURKCE

Tarçınlı Sıcak, Yumuşak Elma & Baharatlı Çikolata Sosu

Baharatlı çikolata sosunun tarifi:ımmydr

1 yemek kaşığı (yk) kakao

1 yk hindistan cevizi yağı

1 yk badem ezmesi (şekersiz, almond butter deniyor)

1 yk hindistan cevizi

1/2 yk bal

biraz su

Ağız tadınıza göre sukanat rendesi ve zencefil tozu (birer çimdik yeterli bence)

Bütün malzemeyi karıştırın. İstenilen yoğunluk için su miktarını ayarlayabilirsiniz.

 

Elmanın yapılışının tarifi:

Kabukları soyulmuş elmaları küçük doğrayıp (böylece çabuk pişer) tavada biraz su ve tarçınla yüksek ateşte dışı hafif yumuşayıp içi ısınana kadar pişirdim.

Resimde gördüğünüz gibi küçük bir tabakta önce elmaları koyup üzerine çikolata sosunu koyarak servis yapabilirsiniz.

 

Az görünmesine rağmen sosun içindeki protein ve yararlı yağlar sayesinde çok doyurucu oldu. Bence baharatların da etkisi vardır tabii. Nedense baharatlar olduğu zaman daha çok zevk alıp tokluk hissediyorum .

Advertisements

Sebze Suyu Tarifi

 

3 küçük elma

2 kereviz sapı

4 küçük parça brokoli başı

2 küçük (burada Fars salatalığı deniyor) salatalık

yarım kırmızı pancar

2 küçük havuç

1 yemek kaşığı su çıkacak kadar zencefil (Bunu önceden sade de içebilirsiniz)

Birkaç damla limon suyu (sebze suyunu sıktıktan sonra içine damlatılacak)

Bütün sebzelerin suyunu sıkıp afiyetle için. Yaklaşık iki bardak kadar çıkıyor. İçemediğiniz kısmını ağzı kapanabilen cam kavanoza koyup buzdolabında tutabilirsiniz.

 

Detoks 3. Günüm

Bugün ilk iki günden farklıydı. Gün içinde uyuma ihtiyacı hissetmedim. Başım da ağrımadı. Spor olarak yine top üzerinde zıplama ve birkaç bölgesel (bacak kısımları) hareketler yaptım. Onun dışında çoğunluk dinlenmekle geçti.

Aslında yaptıklarıma bakınca detoks bakımından pek birşey yapmıyormuşum gibi görünüyor belki de size ama bugün normal standartlarda neler yaptığımı yazacağım o zaman anlayacaksınız ki bu benim için bir detoks. Kendimi üzüyor muyum hayır. Ama deneme yanılma ile önceki yaptığım yanlışları anlamam için bir imkan sahibiyim şu an. Öncelikle normal standartlardaki yemek alışkanlığıma bakalım:

-Kahvaltılarda genelde canım yumurta istemez, istese iyi olur aslında. Ben daha çok çikolatalı krosan; krep içinde peynir+zeytin+bazen yeşillik-özellikle roka+baharatlı zeytinyağ; yağda kızarmış sucuk veya pastırma,  yanında kaşar peynir eritilmiş, bol ekmek banarak; sebzeli kiş; pişi, yanında peynir, zeytin vs yerim.  Yani  aslında peynir ağırlıklı bir kahvaltı. Çoook seviyorum peyniri. Küflü peynir, Brie, Manchego, acılı kaşar peyniri, koyun peyniri…. Hemen her sabah peynir ekmek arada haftanın birkaç günü diğer söylediklerimden yerim.

Kahvaltıdan sonra muhakkak biraz koltukta oturup dinlenme ihtiyacı hissederim. Malum bütün enerjim hazma yöneldi, bende enerji kalmadı. Bunun diğer bir sebebi de acıkmadığım halde sadece çok zevk aldığım için yemem bence.

-İçecek olarak yeşil çay bazen siyah çay bazen de kendi yaptığım karışık bitki çayları

-Öğlen doğru dürüst birşey yemem atıştırırım. Bir  topkek yanında çay nadiren kahve, bazen hindi tost bazen humus bazen de  aç olmama rağmen ne yemek istediğimi bilmediğim için dolap kapısını açar kapar gidip gelir yorgun düşerim.

-Akşam yemeklerim çok düzenli ve tamdır. Değişik versiyonlarda yaptığım kahve rengi pirinç pilavı/Quınoa/Basmati pilavı yanında salmon balık/etli sebze yemeği/zeytinyağlı sebze/ızgara veya fırında tavuk ve yeşillik/sebze salataları. Bazen canım çekerse bir çorba çeşidi. Ben aslında çorba/et türü ve yeşilliklerle karnımı doyuruyorum. Pilav kısmı daha çok eşim için.

-Her akşam muhakkak canım bir tatlı çekiyor ve akşam yemeğinden birkaç saat sonra yiyoruz. Çoğunlukta çikolata ağırlıklı. Kolay çikolatalı tatlı tariflerimden anlamışsınızdır. Ama son zamanlarda künefe, şekerpare gibi denemeler sayesinde şerbetli hamur işi tatlılar da akşam ziyafetlerimize katıldı. Hiç olmadı baharatlı sıcak bir kakao yapıp içiyorum.

-Yediğim herşey organik ve ben yapıyorum. Ama örneğin ekmek yapamadıysam organik ve sade içerikli ekmek alıyorum.

-Multivitaminlerimi almam şart. Yoksa hiç gücüm olmuyor, evden çıkmak istemiyorum.

Peki şimdi neler yapıyorum/yapmıyorum:

-Peynir olayı kalktı. Sabahları sebze suyu, salata veya meyva

Acıkınca hafif şeyler

-Öğlenleri tam bir yemek niteliğinde,  sağlıklı şeyler ya da sağlıklı atıştırmalar

-Akşamları öğlen ile aynı şekilde

-Tatlımı yine yiyorum. Ama şekersiz (bal veya stevia kullanıyorum), unsuz ve süt ürünleri yok. Ve her akşam değil.

ŞEKER, UN, TAHIL, SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ ilk iki gün yemedim .

-3 gündür multivitaminlerimi almadım ve iyi hissediyorum.

Yani herşey çok mu güzel yoksa bana mı öyle geliyor…

Eveeet… gelelim bugüne.

Sabah acıkınca ananas yedim.  Bugün suyundan ziyade katı yemek istedim. Bir süre sonra da guacamole yaptım yedim.

Guacamaole tarifi:

ımmydr

ımmydr

Domates

Avokado

Maydanoz (taze kişniş olabilir)

Salatalık (olmasa da olur)

Taze soğan (Kuru soğan olabilir)

Taze fesleğen (olmasa da olur)

Acı yeşil biber

Yağ, limon, tuz, balsamik sirke

Gördüğünüz gibi ölçüler yok. Çünkü aslında bu eşime yemesi için yaptığım normal salata idi. Artanını blendera koyup kendime guacamole yaptım :) Tabii biraz su ekleyerek kıvamını isteğime göre ayarladım.

Öğlen yemeğinde eşime nohut yemeği hazırlarken canım çekti ben de biraz zeytinyağlı nohut yedim.  Rus salatası yedim.

Rus Salatası Tarifi:

Bezelye

Havuç (küçük doğranmış)

Kırmızı pancar (küçük doğranmış)

Mayonez (üzümçekirdeği (grapeseed oil) yağından yapılmış)

Kefir (tatlandırılmamış, sade)

Sebzelerin hepsini tuzlu suya koyup haşladım. Süzdükten sonra (suyunu çorba için sakladım) önce biraz buzluğa koydum ki daha fazla pişmeden soğusun. Sonra mayonez ve kefir ile karıştırdım.

Gördüğünüz gibi yine ölçü yok. Açıkçası ben önce bezelyeleri koydum sonra renk koordinasyonunu sağlayacak şekilde diğerlerini ekledim ama hepsinden aynı oranda koymak yeterlidir diye düşünüyorum. Bu arada farkettiyseniz patates yerine kırmızı pancar koydum. Patates yemek istemiyordum ve pancar yesem iyi olacaktı. Yoğurt yerine kefir koydum daha fazla probiotik (yararlı bakteri) olsun istedim.

Akşam yemeğinde fırında şakşuka ve çiçek ekmek ( sütsüz) yaptım. Dünkü ekmek dersindeki ekmek tarifini biraz kendi yorumumla yapmıştım.

Fırında Şakşuka tarifi:

3 patlıcan

1 çarliston biber

2 jalapeno (acı) biber

Bir avuç küçük domates (evde bunlar vardı ve artık kullanmam lazımdı)

kırmızı biber, tuz, su, yağ

Patlıcanları ve biberleri küçük doğradım, büyük borcama hepsini koydum. Üzerine domatesleri ikiye bölerek dağıttım. Üstünü geçecek kadar su koydum. Tuz, kırmızı biber ve yağı da ekleyip bir güzel harmanladım. Suyun rengi sanki salça varmış gibi kırmızı oldu. Sarımsak da koyacaktım ama maalesef yoktu. Sonra ağzını önce yağlı kağıt sonra aliminyum ile örtüp yüksek derecede fırına koydum. Son 10 dakika üzerine açtım.

Detoks 2. Günüm

Detoksumun 2. günü ilk günüm ile aynı gibiydi. Bir ara yine biraz baş ağrım oldu. İkindi civarı biraz uyuma ihtiyacı hissettim.  Gayet de güzel uyudum. Kilo kaybım olmasa da hafiflik, rahatlık hissediyorum genel olarak. Hala çok açlık hissetmiyorum. Aslında normalde her an aç hisseden, birşeyler yemek isteyen biriyimdir (nedense…) ama ayın benim için malum olan o günü yaklaştığı için böyleyim sanırım. Bugün yoğunluk sebebi ile spor yapamadım ama akşam top üstünde 15 dakika oturarak zıpladım.

Bugün benim için biraz yoğun ama güzel bir gündü. Öğlen turta yapma dersine akşam ise ekmek yapma derslerine katıldım.  Güzel püf noktalar öğrendim. Bunları ayrı bir yazı olarak sizlere ulaştırmak istiyorum. Ders sonu yapılan çekilişlerde hamur kesme aleti, turta yapma dvd’si ve peynir kesme bıçağı kazanınca pek keyifli oldu :). Aslında gözüm özel bir hamur karıştırma kaşığı vardı onda kalmıştı ama nasip bunlaraymış. Ayrıca her iki derste de bana birşeyler çıkmış artık nankörlük yapmamak lazım, değil mi?

Bugün sabah acıkınca (11 gibi) sebze suyumu içtim.

Sebze suyu tarifi:

1/4 ananas

2 elma

1/4 salatalık (orta boy)

1/2 avocado

Avokado haricidekilerinin suyunu sıkıp avokado ile robottan geçirdim. Kremamsı ferahlatıcı bir tad oldu.

Bugün hepsini içtim. Bu arada dün yazmayı unutmuşum. Sabahtan kalan sebze suyumu akşam üstü parka gitmeden evvel içmiştim.

Saat 1:30 gibi bir arkadaş ile kafeye oturmaya gitmiştik. O zaman nane çayı içip yanında birkaç fındık, dut yedim (kendime önceden hazırlamıştım küçük bir torbada).

Öğlen yemeğinde yine ferahlatan, hafif bir çiğ çorba içtim. Yanına da bademden yaptığım krakerlerden yedim.

ımmydr

ımmydr

Çiğ Çorba Tarifi:

İki küçük (Fars) salatalık

Bir avuç ıspanak

1/2 Avokado

Bir küçük acı yeşil biber

Zerdeçal, toz zencefil, pembe (Himalaya) tuz

Biraz su (istediğiniz kıvama göre)

Hepsini robottan geçiriyorsunuz.

Biber yeterince acı olmadığı için biraz da acı kırmızı biber ekledim sonradan.

Badem Unundan Kraker Tarifi:

1.5 cup badem unu (bademleri robottan geçiriyorsunuz)

1 tsp Himalaya tuzu

1/2 tsp karbonat

1/4 cup yağ

1 tbs su

Taze kekik

Ufak doğranmış taze soğan

Biraz su

Susam, çörekotu (üzeri için)

Karışımı yapınca tadına bakarak istediğiniz şekilde tad ayarını yapabilirsiniz. Hepsini karıştırıp yağlanmış tepsi ya da borcama ince bir tabaka olarak sürün. Susam ve çörekotunu üzerine serpin. 350F (177 C) ısıtılmış fırında 12-15 dakika pişirin.

Daha sert istiyorsanız biraz daha pişirebilirsiniz. Başka baharatlar kullanabilirsiniz. Örn: Biberiye, taze fesleğen, dereotu…

Akşam yemeğinde yine çiğ çorba içtim ama bu sefer ılıktı.

Ilık, Çiğ Çorba Tarifi:

Bir avuç ince doğranmış lahana( hindistan cevizi yağı, elma sirkesi ve tuz ile ovulmuş)

Maydanoz, doğranmış

ımmydr

ımmydr

Taze fesleğen

Susam

Himalaya tuzu

1 yemek kaşığı Beyaz miso (non-gmo) (isteğe bağlı)

Rendelenmiş zencefil

Beyaz Miso: Soya fasulyesi ve pirinçten elde edilen ve genelde Japon yemeklerinde, çorbalarında kullanılan bir karışım.

Sıcağa yakın suda misoyu eritip içine diğer malzemeleri katıyorsunuz. Afiyetle içiniz ısınarak tadına varıyorsunuz.

Yarın görüşmek üzere.

Detoks 1. Günüm

Bugün detoksumun ilk günüydü ve yatmadan evvel hemen ilk tecrübelerimi yazayım istedim. Ama bugünün değerlendirmesine geçmeden evvel önceki yazımda belirtmediğim ama başarılı bir detoks dönemi için çok önemli olan birkaç hususu anlatmak istiyorum.

Herşeyde olduğu gibi detoks sürecine girmeden evvel de bir hazırlık dönemi söz konusu. Bunları:

-Beyinsel olarak (Motivasyon açısından) hazırlıkımmydr

-Gerekli mutfak araçları (sebze suyu sıkacağı, robotlar), detoks destekleyicileri (İngiliz tuzu, vücut fırçası, bitkisel çaylar vs)

-Gerekli meyva-sebze alışverişi

-Detoks sırasındaki motivasyonu koruyucu kitap, web sitesi vs unsurlar

ımmydrKendi detoks sırasında yeme-içme menümüz yanında ailemizin diğer fertlerinin yemek programı

olarak sıralayabiliriz. Bunları yaklaşık bir hafta evvelden hazırlamaya başladım.

‘Herşey beyinde biter’ sözünü duymuşunuzdur. Bir şeye karar verdiğiniz zaman onu uygulamak çok daha kolaydır. Ama aklınızda acabalarınız, tereddütleriniz varsa işiniz zor, en azından benim için öyle. Aslına bakarsanız bu 7-10 günlük detoks programıma yaklaşık bir iki ay evvelden kendimi hazırladım, beyinsel olarak. Buna ihtiyacım olduğuna kendimi ikna ettim. Kendimi bu konuda, bu döneme gelene kadar motive ettim. İnternetten konuyla ilgili yazılar okudum. Kitaplar okudum ve hala okumaya devam ediyorum.

Mutfak eşyası ve destek detoks ürünleri açısından pek sorunum olmadı. Zaten hep elimin altında bulunan şeylerdi. Ama örneğin ingiliz tuzumu daha yeni bitirdiğim için yeniden almam gerekti. Bu arada onun yerine bende bulunan başka bir karışımı kullandım dün. Evet dün dedim, yanlış okumadınız. Detoksa tam olarak bugün başlamama rağmen ben bir kaç gün evvelinden bazı değişiklikleri yapmaya başladım. Böylelikle bir anda bambaşka bir düzene girmenin  verdiği şoku yaşamayayım diye, önceden alıştırmalar yaptım. Örneğin bazı sabahlar kahvaltı yerine sebze suyu içtim. Top üzerinde zıplama işlemine başladım. Yani bir geçiş süreci oluşturdum kendime.

Ben yiyecek alışverişimi haftasonları yapıyorum. Dolayısı ile ilk birkaç günümün alışverişini geçen haftasonıu yapmıştım. Bu haftasonu buzdolabımı düzenleyip önümüzdeki haftanın alışverişini yapacağım. Bu benim için yine kolay bir iş olacak. Detoks sırasında neler yiyip içeceğimin menüsünü önceden hazırladığım için aslında alışveriş listem hazır denebilir.

Şu an okumakta olduğum ve beni gerçekten pozitif yönde etkileyen bir kitap var. Onun sayesinde motivasyonumu koruyabiliyorum. Daha ilk gün demeyin. Her güne özenle başlayıp her an kuvvetli olmamız gerekiyor. Bundan önceki detoks yapma girişimim hiç iyi olmadı. İlk iki gün muhteşemdi ama üçüncü gün ortasında ne oldu anlamadım ve herşeyi bozdum. O yüzden şimdi daha emin adımlarla gitmeye ve daha hazırlıklı olmaya çalışıyorum.

Yaptığım hazırlık aşamasındaki son unsur yemek menüsü. Geçen hafta yapmış olduğum bütün ana yemekleri bir kişilik fazla yapıp buzluğa koydum. Böylece bu hafta eşimin yemekleri hazır. Bir gece önceden çıkarıp dolaba koyduğum ertesi güne hazır olacak ana yemeğin yanına benim de yiyeceğim ve o gün yapacağım çorba/yeşil salata/sebze salatası da gelince yemek hazırlama olayını çözmüş olacağım. Eşimin ve benim yemek listemi buzdolabına astım. En az üç günlük olmasında fayda var.

Eveeet, gelelim bugüne. Bugün sabah kalkınca hiç aç hissetmedim. O yüzden birşey yiyip içmedim.

Saat 11 gibi yarım saat spor yaptım. Daha doğrusu dans ettim, ZUMBA. Duşumu aldıktan sonra sebze suyu sıktım.

Sebze suyu tarifi:

3 küçük elma

2 kereviz sapı

4 küçük parça brokoli başı

2 küçük (burada Fars salatalığı deniyor) salatalık

yarım kırmızı pancar

2 küçük havuç

1 yemek kaşığı su çıkacak kadar zencefil (önce bunu sade içtim )

birkaç damla limon suyu (sebze suyunu sıktıktan sonra içine damlattım)

Hepsini sıkınca iki bardak kadar çıktı. Bir buçuk bardak kadarını içtim, tok hissedince  kalanını sonrası için sakladım. Ağzı kapalı cam bir kavanozda dolapta sonrası için rahatlıkla saklayabilirsiniz. Burada ‘tok hissetme’ kavramı önemli. Amacımız tıka basa doyurmak değil, ihtiyacımız olduğu kadarını almak. ‘Ay.. yarım bardak kaldı dur onu da bitireyim kalmasın’ demeyelim.

Aslında ‘açlık’ ve ‘tokluk’ kavramlarını günümüzde artık pek hissetmeden yeme alışkanlığımız olduğunu hiç düşündünüz mü? Bazen daha acıkmasak da ‘şimdi yiyim işe gidince birşey yiyemem aç kalırım’ deriz habuki aç değiliz henüz. Ya da  ‘… tencerenin dibinde az yemek kalmış  onu da bitiriveriyim’ deriz halbuki bayağı tokuz. Sonra ağırlık basar, uyku hali gelir. Neden dersiniz? Vücudunuz bütün enerjisini hazıma vermeye çalıştığı için size hareket etmeniz için gerekli olan enerjinizden çalıyor çünkü.

Öğlden sonra biraz baş ağrım vardı. Ama önemli değil. Biliyorum ki detoks sırasında bazı semptomlar yaşayacağım ve bu onlardan biri. Bir bakıma seviniyorum. Vücut daha şimdiden başlıyor temizliğe. Çok da ağrımaya başlarsa önemli değil, başucumda nane yağım var onu sürerim alnıma ya da bir limon suyu sıkıp suyla karıştırarak içerim dedim kendi kendime.

Biraz dinlenmek ihtiyacı hissettim. O yüzden yatağıma  uzandım. Kaktığım zaman hiç baş ağrım kalmamıştı bile. Dışarıda hava çok güzeldi. Güneş parlıyor, kuşlar cıvıldıyordu. Hemen kitabımı alıp parka doğru yürüdüm. Orada biraz kitap okudum. Hemen yakında küçük çocuklar futbol oynuyordu. İki ebeveyn de onlara hakemlik yapıyordu. Etrafta köpeğini ve ya  küçük çocuklarını dolaştırmaya çıkaran insanlar vardı. Bir yandan onları seyrediyor bir yandan da kitabımı okuyordum. Bir an baktım kimse kalmamış ve biraz uzağımda duran bos salıncaklar gözüme takıldı. Ne kadar uzun zaman olmuştu sallanmayalı. En son ne zaman salıncakta sallandığımı hatırlamıyorum bile. Belki çocukken.. Bir güzel kitabımı yere koyup rüzgarın yüzüme vuruşunu hisederek sallandım bir süre. Biraz pürüzsüz, aydınlık gökyüzünü seyrederek, biraz çevremdeki uzun ağaçları seyrederek bomboş parkın, özgürlüğün zevkini çıkardım.

Eşim telefon açıp eve geldiğini bildirdi. Artık gitme vakti geldi yani. Eve yürüyerek döndüm böylece yarım saat yürüyüş yapmış oldum. Eve gelince top üzerinde 5 dakika oturarak zıpladım. Kendimle gurur duydum. Bugünkü spor aktivitelerimi yerine getirdim.

Eşimin dünden çıkarmış olduğum yemeği fırında ısınırken üç çeşit salata yaptım.

ımmydr

– Kırmızı pancarlı, turplu karışık yeşillik salatası (Yağ, balsamik sirkeli)

– Kavrulmuş şam fıstıklı , buharda pişmiş brokoli ve kuşkonmaz salatası (Yağ, limon, sarımsaklı)

– Avokadolu, fesleğenli domates salatası (Yağ, limonlu)

Yemekten yaklaşık 2-2.30 saat sonra canım birşeyler ister gibi oldu. Tatlı gibi birşeyler…

Önce 1 yemek kaşığı zencefil suyumu sıkıp içtim. Bu işlemi sabah akşam yapacağım. İstersem sebze suyuma da karıştırabilirim.

Tabii ki canım çikolatalı birşey istiyor. Birkaç tarif baktım ama hep bir malzeme eksik. Dedim iş başa düştü. Kuru erzak dolabımın kapağını açtım ne var ne yok baktım ve aşağıdaki tarif ortaya çıktı.

Tarçınlı sıcak, yumuşak elma üzerine baharatlı çikolata sosu. Tarifi:

ımmydrSOS:

1 yemek kaşığı (yk) kakao

1 yk hindistan cevizi yağı

1 yk badem ezmesi (şekersiz, almond butter deniyor)

1 yk hindistan cevizi

1/2 yk bal

biraz su

ağız tadınıza göre sukanat rendesi ve zencefil tozu (1er çimdik yeterli bence)

ELMA:

Kabukları soyulmuş elmaları küçük doğrayıp (böylece çabuk pişer) tavada biraz su ve tarçınla yüksek ateşte dışı hafif yumuşayıp içi ısınana kadar pişirdim.

Resimde gördüğünüz gibi küçük bir tabakta önce elmaları koyup üzerine çikolata sosundan koydum ve eşimle paylaşarak afiyetle yedik.

Az görünmesine rağmen sosun içindeki protein ve yararlı yağlar sayesinde çok doyurucu oldu. Bence baharatların da etkisi vardır tabii. Nedense baharatlar olduğu zaman daha çok zevk alıp tokluk hissediyorum .

Böylece bu günü bitirmiş oluyorum. Şimdi izninizle birkaç bardak suyumu içtikten sonra uyumaya gideceğim.

Hepinize iyi geceler.

Detoks Programım

Not: Bu yazıyı 2013 yılında yazmışım fakat paylaşmamışım. Bugün detoks çeşidine örnek olması açısından paylaşıyorum.

Evet, arkadaşlar yarın itibari ile detoks yapmaya başlıyorum ve yediklerim dahil olmak üzere nasıl geçtiğini buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Günümüzde sağlıklı olabilmek ve sağlığımızı koruyabilmek için, bence, yılda iki kere detoks yapmakta fayda var.

Genelde bu detoks programlarının bol çiğ (ORGANİK) sebze, meyva ve sularından yani vejeteryan bir yeme alışkanlığından oluşması taraftarıyım. Böylece vücudumuz enerjisini sindirime değil kendini yenilemeye, temizlemeye yönlendirecek ve bu çiğ sebze-meyvalardan vücudumuza canlılık gelecek. Bunu cildinizin renginden, gözlerinizin parlaklılığından ve enerji seviyenizden anlayacaksınız.

Bu detoks programında birkaç metodu bir arada deneyeceğim. Bugüne kadar okumuş ve denemiş olduğum birkaç detoks programını birleştireceğim. Genel hatları ile şöyle olacak:

  • Sabah kalkınca (7’de) önce sıcak su ile limon/sirke/kızılcık (cranberry) içeceğim. ( ‘/’ veya demek)
  • 8’de zencefilli sebze suyu
  • 11’de sebze suyu
  • 2’de yeşil salata/sebze (çiğ veya buharda pişmiş) salatası
  • 5’de sebze çorbası/sebze yemeği/yeşil salata üzerine sote sebze
  • 8’de zencefilli sebze suyu
  • 9’da bitki çayı
  • Belirtilen saatler dışında istersem bitki çayı içip, muhakkak bol su içmeye çalışacağım. İhtiyaç hissedersem bitki çayı ile birlikte ya da sebze suları ile birlikte kavrulmamış ve suda birkaç saat bekletilmiş kuruyemiş (ceviz, fındık, badem) yiyebileceğim.
  • Takviye olarak Spirulina, yeşil çay ve multivitaminlerimi almaya devam edeceğim.

Gördüğünüz gibi et, süt ve ürünleri, tahıl, hububat ve şeker yok. Siyah çay ve kahve yok.

Tatlıya çok fazla düşkünüm, iptila seviyesinde. O yüzden tatlı krizlerimi stevia (bitkiden elde edilen tatlandırıcı) kullanarak atlatmaya çalışacağım. Eğer yeterli gelmezse çiğ (raw) tatlı tariflerimi uygulayacağım. Belki hindistan cevizi yağından stevia ile tatlandırılmış çikolata yapıp yerim.

Yiyecekler ile yaptığım detoks programına destek olarak fırsat buldukça yapacaklarım:

  • Vücut fırçalama
  • Epsom salt (İngiliz tuzu ) banyosu
  • Hafif spor/yürüyüş
  • Muhakkak top  üstünde oturarak zıplama, en az 5 dakika.  (Bu lenf sistemini çalıştırarak vücudun temizlenmesine yardımcı olur. Trampolin üzerinde de zıplama olabilir ama benim topum var :) )
  • Lavman (pek çekici gelmese de etkili bir bağırsak temizleme yöntemi)

Detoks yaptığım dönemin stresten uzak, rahat bir dönem olması önemli. Yani şu an benim için güzel bir dönem, çünkü çalışmıyorum. Ayrıca vücut temizliğinin tam zamanı. Biliyorsunuz mevsim geçişlerinde detoks iyidir.

Şimdilik ana hatları ile böyle bir program uygulamayı düşünüyorum ancak yaşadıkça vücudumun sinyallerine/ihtiyacına göre programı gözden geçirmem gerekebilir. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

 

Balık yiyebilir miyim?

Günümüzde artık sebze-meyvasından tutun etine kadar yediğimiz içtiğimiz herşeyi sorgular hale geldik. Acaba mevsiminde sebze mi, GMO (genetiği değiştirilmiş mi) mu, hormonlu mu, ilaçlı mı vs. derken bir de içinde ağır metal var mı olayı çıktı. Maalesef artık gönül rahatlığı ile her balığı alıp yiyemiyoruz. Protein açısından zengin ve yararlı olan balık hala yararlı mı acaba? Hiç mi yiyemeyeceğiz?

Analiz yapıldığında (deniz) suda metal oranı düşük bulunur ama dipte yüksek çıkar. Dipte beslenen balıklar, besin maddeleriyle birlikte ağır metal, pestisitler, petrol ve başka organik kirleticileri de yiyor. Toksik (zehirli) etkili ağır metal denince ilk başta kurşun, kadmiyum, cıva geliyor. Vücuda alınan civa daha çok saçlarda, dokularda (beyin, böbrek ve karaciğer) ve kanda birikmektedir. Ağır metaller ; Anemiye, böbrek, beyin ve erkeklerde üreme fonksiyonlarında hasara, kadınlarda sakat doğumlara ve düşüklere, çocuklarda öğrenme ve davranış bozukluklarına, bağışıklık sistemi hasarı, psikolojik bozukluklar, merkezi sinir sistemi hasarlarına sebep olur. Beyin fonksiyonlarına, DNA ve kromozomlara zarar verir. Dahası da vardır tabii.

Vücudunuzdaki bu ağır metallerin tespiti için saç, dışkı, kan ve idrar tahlilleri yapılabilir. Ben saç testi yaptırmıştım.

Ağır metallerin vücuttan atılması/temizlenmesi maalesef o kadar kolay değildir ve bir tedavi süreci gerektirir. Hatta tedavinin başlangıcında semptomlarınızın daha kötü olduğunu görürsünüz. Çünkü  vücuttan civa ve diğer metaller çekilip atılmaya çalışılıyor. Bu arada, saç, iç organ, beyin derken dişinizdeki amalgamlarında ağır metal olduğunu ve temizlenmesi gerektiğini unutmayın. Ancak bunun dişimdeki amalgamı aldırarak kurtulurum diyebileceğiniz kolay birşey olduğunu düşünmeyin. İşini bilen bir doktor ile çalışmalısınız. Bunun da bir prosedürü var. Amalgamın temizlenmesi sırasında cıvanın vücuda dağılması gibi bir risk de var. Dolayısı ile bu konuda bilgili ve tecrübeli bir dişçiye gitmenizde fayda var. Kaş yapayım derken gözünüz çıkmasın, Allah korusun.

Konumuz balıklara dönelim. O halde hangi balıkları yiyebiliyoruz? Prensip olarak:

1-Büyük olmayan

2-Dipte beslenmeyen

Dip balıkları: Mezgit, berlam, kefal, levrek, lüfer, barbunya, kalkan.

3-Ağır metal oranı yüksek olmayan

Ağır metali yüksek olanlar: Lüfer, kılıç balığı, köpek balığı, ıstakoz, midye, tuna

4-Çiftlikte yetişmeyen

Yani tüketebileceklerimiz:

Yüzey balıkları: Hamsi, istavrit, uskumru, palamut. (Denizin yüz metrelik üst kısmında yaşar)

Diğer tükebileceğimiz balıklar: Sardunya, morina (cod), somon

Bunların hepsinin denizden geldiğini düşünüyoruz tabii, yani çiftlikten değil. Örneğin çiftlikte yetişen somon balıklarının aslında gri renkte olduğunu ve pembe boya ile renginin değiştirildiğini biliyor muydunuz? Tabii çiftlikte yetiştirilirken verilen diğer kimyasal madde ve hastalıklardan korumak için verilen antibiotikleri de düşünün. Bunun sonucunda besin değerinin düşük olmasının yanında size vereceği zararları da düşünün.. Örneğin somon balığına geri dönelim. Çiftlikte yetişen somonun Omega-3 ve Omega-6 (yüksek olur) seviyelerindeki dengesizlik vücudumuzda enfeksiyona sebep olur. Ama denizden gelen somon D vitamini açısından zengin olup protein, selenium, niacin, B12, fosfor, magnezyum ve B6 vitaminlerini içerir.

Eğer balık yemekten pek de hoşlanmıyorsanız o zaman güvenilir bir balık hapı almanızı tavsiye ederim. Ben Wild Alaskan Sockeye Salmon (Bir çeşit Alaska somonu) yağını tercih ediyorum. Ama Cod Liver Oil (Morina karaciğeri yağı) ya da Krill oil (soğuk sularda yaşar ve karidesi andırır) da birçok yerde karşıma çıkıyor, yararlarından bahsediliyor. Bu konuda vücudunuzun ihtiyacına göre hangisinin daha iyi olduğuna araştırma yaparak ve bilgisi varsa doktorunuza başvurarak karar vermenizde fayda var.

SEROTONİN : Mutluluk Hormonu

Hep mutlu hissedebilirsiniz! NASIL MI? Aslında genel olarak mutlu, iyi hissetmeniz vücudunuzdaki serotonin hormonu seviyeniz ile alakalı. Evet, eğer serotonin seviyenizi yüksek tutarsanız, mutlu hisseddeceksiniz :)

Serotonin insan beynindeki spesifik rol ve fonksiyonu olan nörotransmitırlardan bir tanesidir. Öğrenme, ruh hali, uyku, vücut ısısının düzenlenmesi, hafıza, endokrinal (Vücudumuzdaki iç salgı bezleri tarafından kana aktarılan hormon dediğimiz yapılar, diğer sistemlerle beraber vücudumuzdaki birçok mekanizmayı kontrol ederler) ve kardiyavasküler (kalp ve kan damarları ile alakalı) fonksiyonlarda önemli rol oynar.

Serotonin seviyesinin açlık, yorgunluk, stres, yanlış yemek, ışık ve bazı ilaçlar sebebi ile  düşdüğü tespit edilmiştir. Beyindeki serotonin eksikliği depresyona yol açabilir, iştahı bozar ve obezite, anoreksiya ve bulimia nevroza gibi diğer yeme bozukluklarına ve uykusuzluğa neden olabilir, cinsel enerjiyi etkiler. Düşük serotonin sinirli, huzursuz yapar ve depresif ruh haline sokar. Serotonin yükseldiğinde veya yeterli olduğunda ise; moraliniz yüksek olur, rahat uyku uyursunuz, iştahınız azalır ve enerjiniz artar.

Serotonini yükseltmek için yapabilecekleriniz:

UYKU:

Çok önemli bir unsur. En az 7 saat iyi bir uyku hedefiniz olmalı. Bunun için

  • Akşamları içki içmeyin.
  • Her akşam aynı saatte uyuyun. Uykunuz gelince hemen yatın, vaktini geçirmeyin.
  • Karanlık ve serin bir odada uyuyun.
  • Yatmaya yakın tv ve bilgisayardan uzak durun. Biliyorum bu zor. Ama kitap okuyabilirsiniz, yarım saat bile olsa.
  • Yatmanıza 3 saat kala yemeği kesin.
  • Erken yatıp erken kalkmaya çalışın.

YEME ALIŞKANLIKLARI:

  • Öğün atlamayıp düzenli bir şekilde yemek yemelisiniz.
  • Kompleks karbonhidrat ağırlıklı bir yeme alışkanlığınız olsun. Örn: meyva (kayısı,  armut, elma, greyfurt, erik…), sebze (Brokoli, karnıbahar, ıspanak, turp yeşillikler, patlıcan, havuç, soğan, kereviz sapı, salatalık, lahana, enginar, kuşkonmaz), kahverengi pirinç, çiğ kuruyemiş, baklagil, yulaf, kara buğday ekmeği...). Kompleks karbonhidratlar kan şekerinizi düzenlemek açısından çok iyidir.
  • Her öğünde iyi/yararlı  yağlar (keten tohumu, avokado, tereyağ, hindistan cevizi yağı, kuruyemiş, zeytinyağı) tüketmeye ya da günlük Omega 3 (iyi kalite balık yağı) takviyesi almaya çalışın. Sanıldığının aksine bu yağlar kilo vermek açısından çok yararlıdır.
  • Bu kadar şeyi ne zaman nasıl yiyeceğim, zaten vaktim yok , günde iki kere zar zor yemek yiyebiliyorum diyorsanız o halde daha konsantre (yani yararlı şeyler dolu) öğünleriniz olmalı ve düşündüğünüz gibi zor değil. Bir kere her öğünde muhakkak salata yiyin ve her gün farklı çiğ yeşillik, kuruyemiş, sebze ve meyvalardan oluşsun. Mesela :

Koyu yeşil yapraklı bir salata (ıspanak, roka ve marul diyelim) üzerine suda bekletilmiş badem veya ceviz, çiğ veya az haşlanmış brokoli, soğan, rende havuç, salatalık ve meyva olarak, mevsimine göre nar, elma, armut, çilek vs. koyarak kendinize Amerkalıların -Super Food- dedikleri gibi süper bir salatanız olsun.

Bunun yanına biraz kahverengi pirinç pilavı ve de protein (örn:balık, iyi kalite peynir, organik yumurta vs) oldu mu tamam. Her gün iyi bir salata ve yanına yiyecek birşeyler ekleyeceksiniz :)

  • İşlenmiş (rafine), şekerli ve katkı maddeli-yapay tatlandırıcılardan ( Sak karin, Aspartam, Asesülfam-K ve Siklamat  vbg) uzak durun. Organik şeker, stevia, agave veya bal kullanabilirsiniz.
  • Kafein, alkol ve şekerli yiyecekler gibi uyarıcılardan uzak durun. Bir süre için iyi hissettirse de sonrasında daha kötü (kan şekerinizin dibe vurması, çok daha halsiz hissetmek vs) hissedeceksiniz. Ayrıca gitgide arttırmanız gereken (çünkü vücut o doza alışıp istediğiniz etkiyi artık alamayacaksınız) ve bağımlılık yapan ve bırakmaya çalıştığınızda da baş ağrısı, aşırı halsizlik gibi yan etkileri olan alışkanlıklar bunlar. Kısacası yararı değil zararı olan şeyler.
  • Yatmadan evvel fırınlanmış (kumpir) patates yiyebilirsiniz. Biraz baharatlar ve tereyağ ile.
  • Serotonin açısından zengin yiyecekler: Ceviz, kivi, ananas, vişne, domates, muz, bitter çikolata
  • Tryptophan amino asiti vücutta seratonin ve melatonin adlarındaki iki çok yararlı hormonun salgılanmasında önemli rol oynar. Tryptophan açısından zengin yiyecekler: Organik  süt, organik yumurta, yemişler, yoğurt, balık (çiftlik balığı olmayacak), hindi, koyun eti

PROTEİN :

Hindi, organik tavuk,  balık, organik yumurta, kavrulmamış kuruyemiş, organik  peynir, organik süt ürünleri, fasulyegiller… serotonin seviyesini yükselten triptofan açısından zengindir. Kompleks karbonhidratlarla (kahverengi pirinç, çiğ kuruyemiş, baklagil, yulaf, kara buğday ekmeği …) birlikte yenince beynimiz triptofanı daha iyi kullanabilir.

  1. Kahvaltı protein açısından yüksek olsun. Örn: Omlet ve yeşil çay/ Yulaf-meyva-süt/ Kuruyemiş ve elmalı müsli (şekersiz)
  2. Öğle yemeğinde protein orta derecede olsun. Örn: Taze soğanlı, domatesli yumurta salatası/ Avokado salatası ve hindi/ Köfte ve salata
  3. Dengeli bir akşam yemeği. Örn:Yeşil salata-domates sos ve peynirli kepekli makarna-Et/Sarımsak ve biberiyeli fırında tavuk-Haşlanmış ve zeytinyağ limonlu karışık sebze (brokoli, karnıbahar, havuç..)-kahverengi pirinç pilavı/ Grill balık-salata-kumpir patates, tereyağ

B VİTAMİNİ:

Koyu yeşil sebzeler, tam tahıllar ve organik süt ürünleri B vitamini açısından zengindir. Bunların tüketimini arttırın.

EGZERSİZ:

Bu konuda fazla söze gerek yok. Artık hepimiz bunun yararını biliyoruz. Haftada en az 4 gün ritmik egzersiz (yürüyüş, koşu, pilates, yüzme ve bisiklet), 30-60 dakikalık yapmalısınız. Ancak kendnizi fazla da zorlayıp yormamalı, seviyenize göre spor çeşidini ve süresini ayarlamalısınız. 15-20 dakika ile başlayıp gün içindeki zamanınıza göre ayarlayabilirsiniz. Örneğin bana 30-45 dakika yeterli geliyor. Fazlası beni  yoruyor ve ertesi gün için motivasyonumu kırıyor.

GÜN IŞIĞI:

Her gün en az 20-30 dakika gün ışığına çıkın. Vaktim yok demeyin, örneğin bunu günlük yürüyüşünüz sırasında yapmış olabilirsiniz.

Eğer bulunduğunuz yer ya da mevsim buna elverişli değilse -full spectrum- denen Tam spektrum ışıkları kızılötesinden yakın ultraviyoleye kadar gelen ışığın tüm dalgalarını içerir . Bu tür aydınlatma güneş ışığını taklit eder  ve tam spektrum olarak kabul edilir.

OKSİTASİN:

Sevdiklerinize (eşiniz, anne-babanız, arkadaşınız…) sarıldığınızda, öptüğünüzde kısaca fiziksel temasta bulunduğunuzda  üretilir, salgılanır. Bunun sayesinde huzur, güven, mutluluk gibi pozitif hisler içine girersiniz. Bu şekilde mutlu olup rahatladığınızda vücudunuz serotonin salgılar.

TAKVİYELER:

Eğer etkili bir şekilde serotonin seviyenizi uyku, diet ve egzersiz yolu ile arttıramıyorsanız bulunması kolay olan aşağıdaki bitkisel takviyelerden yararlanabilirsiniz. Örn:

Lavanta, antidepresan yatıştırıcı ve stres gidericidir.

Sarı kantaron, hafif ve orta şiddette depresyona  karşı etkilidir. Kaygı, uykusuzluk ve sinirlilik durumlarını hafifletir. (Eğer antidepresan ilaç kullanıyorsanız aynı zamanda sarı kantaron kullanmayın.)

Papatya, yatıştırıcı, sakinleştiricidir.

Biberiye, yatıştırıcı, stres giderici ve antidepresandır. Uyanıklığı artırır, hafızayı güçlendirir ve  beyine tonik görevi görür .

Gül ve kuşburnu  beyin ve sinir sistemlerini besler, sakinleştirici ve stres gidericidir.

Bu bitkileri tek veya karışım olarak çay şeklinde kullanabilirsiniz. Bitki çaylarını sıcak suya (Kaynama noktasının biraz altında) koyup 5 dakika demleyip süzerek elde edebilirsiniz. Tabii bu dakikayı sizin istediğiniz koyuluk derecesine göre ayarlayabilirsiniz. Ancak biberiyeyi kaynatarak daha iyi sonuç alırsınız. Ayrıca Biberiyeyi yemeklerinizde baharat olarak da kullanabilirsiniz.

Diğer Takviyeler: Bitkisel desteğin yanında B6, Tryptophan ve ya 5-HTP (5-hydroxy-L-tryptophan) takviyesi de yapılabilir.

Yediğiniz yiyeceklerle seratonin seviyenizi yükseltmenin hiçbir yan etkisi yoktur.

Ancak bilinçsizce yapılan bitkisel (örn:sarı kantaron) ya da diğer takviyeler seratonin seviyenizi çok fazla arttırabilir, ki bunda aldığınız ilaçların etkileşimi de söz konusu olabilir, bu da Seratonin Sendromu denen reaksiyona sebep olabilir. Semptomları:

Akıl karışıklığı
Huzursuzluk
Göz bebeklerinin büyümesi
Baş ağrısı
Kan basıncı ve / veya ateşinizde değişiklikler
Bulantı ve / veya kusma
İshal
Hızlı kalp atışı
Kas koordinasyonu veya kas kaybı
Titreme ve tüylerim diken diken olması
Aşırı terleme

Ağır vakalarda, serotonin sendromu yaşamı tehdit edici olabilir. Eğer bu belirtilerden herhangi birini yaşarsanız derhal tıbbi yardım almalısınız:
Yüksek ateş
Nöbetler /Düzensiz kalp atışı
Bilinçsizlik

Umarım bu bilgiler size yardımcı olmuştur. Bu arada belirtmeliyim ki blogum internetten, sağlık kitaplarından ve kendi deneyimlerinden elde edilen bilgileri içerir. Ben lisanslı bir profesyonel değilim.

Kolay Çikolatalı Sufle

Eğer çikolatalı tatlıları seviyorsanız bu çok kolay tarife bayılacaksınız. Bu tarifi öğrendikten sonra (benim gibi) hep yapmak isteyeceksiniz.

immydr

immydr

Küçüklüğümde ailem ile bir restorana gitmiştik. İstanbulda, Ortaköy yokuşundan aşağı inerken solda idi. Bayağı kalite bir yerdi ve hayatımda ilk defa o zaman çikolatalı sufle yemiştim. Daha sonra Amerikaya taşındım ve bir daha sufle yapan bir yer bulamadım veyiyemedim. O restoran da maalesef kapanmış.

Şimdi ise sufle yapmak o kadar kolay ki. Tabii gerçek sufle kadar tefferruatlı ve zor değil ama tad aynı.

 

MALZEMELER:

150 gr bitter çikolata (ben baharatlı ve kuruyemişli çikolata kullanıyorum)

110 gr tereyağ

3 yemek kaşığı şeker (az şekerli istiyorsanız koymayabilirsiniz)

2 yumurta

3 yemek kaşığı un

TARİFİ:

1-Tereyağını eritip önce çikolatayı ekleyip eritin sonra şekeri ekleyin.

2- Şeker de eriyince biraz ılımaya bırakın.

3- Yumurtaları teker teker ekleyin ve her seferinde hızlıca karıştırın.

4-Unu ekleyin.

5- Karışımı 4 küçük sufle kabına paylaştırın.

Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 9-10 dakika pişirin.

ÖNERİLER:

* İlk 7 dakika fırını açmayın, kekiniz kabarsın. 10 dakikayı geçmeyin kurur. Üstü biraz ıslak gibi olacak, normaldir.

* Beyaz çikolata kullanırsanız 1 yemek kaşığı kakao ekleyebilirsiniz.

* İçine ceviz, fındık gibi kuruyemiş ekleyebilirsiniz.

* Sıcakken süt veya krema ile servisi çok lezzetli oluyor. Ortasından bir kaşık alıp kenarına koyun ve süt/kremayı boşluğa dökün.

Bazı akşamlar canım çikolatalı birşey isteyince hemen 15 dakikada bunu yapıyorum ve eşimle afiyetle yiyoruz.

Size de afiyet olsun!

 

 

 

ZENCEFİLİN SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Hepinizin bildiği gibi, soğuk algınlığı ve grip sezonu yaklaşıyor. Kendimizi şifayı kapmaktan korumak için ya da geç kalıp da hastalandıysak şifamızı bulmak için zencefil çayı yapmaya başlamanın tam zamanı.

Bitki çaylarının  sıcak değil de ılık içilmesini tavsiye ediyorum. Arzuya göre ılımış zencefil çayınıza bal ve/ya limon da katabilirsiniz.

Taze zencefil çayı yapmanın en kolay ve hızlı yolu şöyledir: Rendelenmiş 1 tatlı kaşığı zencefil kökünü  1 veya 1.5 bardak sıcak suya karıştırın. 5 dakika demledikten sonra süzüp afiyetle içebilirsiniz.

Eğer vaktiniz varsa, zencefil kökünü  kaynatarak da içebilirsiniz. Dilerseniz kaynatırken damak zevkinize göre elma kabuğu, kabuk tarçın, karanfil, kakule gibi başka meyve ve bitkiler de ekleyip çok lezzetli ve faydalı bir çay elde edebilirsiniz.

Zencefille beslenmenin diğer yöntemleri:

1 tatlı kaşığı rendelenmiş zencefili (ya da yarım tatlı kaşığı zencefil tozunu) balla karıştırarak, suyunu içerek (her seferinde birer çorba kaşığı olmak ve günde 3 yemek kaşığını geçmemek üzere), çorba ve et yemeklerine katarak tüketebilirsiniz. Şeker tüketme ile ilgili bir probleminiz yoksa zencefil şekerlemesi yiyebilirsiniz.

Zencefil ayrıca, hamilelikte sabah bulantısı, mide bulantısı, sindirim sorunları, romatizma, kanın pıhtılaşmasını önlemek, kolesterolü düşürmek, başağrısı, adet sancısı ve iltihaplanmalara iyi gelir. Ayrıca saç diplerindeki egzama türü durumlarda zencefil suyu sürmek yardımcı oluyor.

Zencefilin yeterince kullanıldığı zaman tedavi edici özelliğine inanıyorum. Bunu ispalayan iki deneyimim:

1) (Test sonuçlarına göre) vücudumda iltihap vardı ve sabah akşam günde 2 kere birer çorba kaşığı zencefil suyu içtim. 10 gün içinde (test sonuçlarına göre) iltihap geçmişti.

2) Sindirim güçlüğü hissettiğimde, yemekten sonra bir çorba kaşığı zencefil suyu içiyorum ve çok yardımcı oluyor.

DOZU:

Farklı kaynaklar farklı ölçülerde kullanılmasını tavsiye ediyorlar. Şahsen, günde bir ile üç çorba kaşığı (en fazla) zencefil suyu içilmesini tavsiye ederim.

Zencefil çayı günde 2-3 bardak içilebilir, yalnız miktari belirlerken çayın koyuluğu göz önünde bulundurulmalı.

YAN ETKİLERİ:

Aşırı miktarda kullanılırsa hafif mide ekşimesi ve ishale yol açabilir.

Aspirin ve warfarin gibi kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar ve anestezik maddelerle etkileşimi zararlı olabilir.

Şeker hastalığınız (diyabet), yüksek tansiyonunuz, kalp sorunlarınız varsa veya kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar kullanıyorsanız lütfen doktorunuza danışın.

Size bol zencefilli günler dilerim! Sadece tedavi gerektiği zaman değil, önlem alıcı olarak da tüketmekte fayda var.